
kadıköyde beyaz fırının karşı köşesinde işhanının girişinde kazak tişört satan bir amca vardı.. vardı evet geçen yıl aramızdan ayrıldı.. bu fotoğrafdaki o amcanın eşi.. adının önemi yok adı teyze.. içten sevgi dolu.. hamarat.. düzenli bir teyze.. ramazan bayramında ziyaret ettik kendisini.. evinin her yanında eskilerden hepimizin anılarından izler vardı, siyah beyaz fotoğraflar, yeşil oymalı çerçeveler.. camlı vitrin(eskiler böle derdi) danteller serilmiş, bardaklar ve fincanlar itina ile dizilmişti.. belki hergün öyleydi ama bayrama özel hazırlanılmış izlenimi vardı genede.. vitrinin üzerinde aile üyeleri ve yakınlarının toplu ve tek tek fotoğrafları! artık çoğu evde böle bişi yok.. genelde birinci derece yakınların fotoğrafları konulur yada hiç konulmaz..
bu fiskos masası da ilgimi çekenlerden biri.. serpme kaneviçe işlenmiş uçları tekrar dantel ile çevrilmiş yuvarlak örtünün üzerinde yine yuvarlak dantel bir örtü..
misafirperverliği hiç eksilmemiş bu büyüğümüz bize kendi eli ile türk kahvesi pişirmek için çok ısrar ettiysede biz ona zahmet olmasın diye istemedik.. (canı kahve içmek isteyen burçinimize kahve sözümüde unutmuş değilim)
hep eskilerde yaşasak keşke diye hayal ederiz bazen bugünün yükü altında ezildikçe..
eskilerde yaşayamazsak da eskileri yaşayanları yani büyüklerimizi ziyaret ederek onları mutlu edebilir ve anılarını dinleyerek o zamanlarda yaşamış kadar mutlu olabiliriz..
herkese bayram tadında günler dilerim..
































