13 Ekim 2010 Çarşamba
yaseminkale'nin çekilişine davet;
6 Ekim 2010 Çarşamba
kırmızı ve ben;
kan kırmızısından al bayrağımız; en şanlı kırmızı bence!
Kırmızı renginin hex değeri "#FF0000", RGB değeri "255, 0, 0",
İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır.Yanlış bir inanış vardır,
ya çocukluğumuzdaki kırmızı pabuç hayallerimiz;hele ki bayramlarda bizim için en büyük sevinçlerden biriydi;


dilime dolanan ilk kırmızı şarkı;
Kırmızı gülün alı var
Hergün ağlasam da yeri var
Bugün benim efkarım var
Ah bu gönlüm arzu eder seni yar
Kırmızı gülün pürçeği
Yar önünde oynar köçeği
Neyleyim yarsız döşeği
Ah bu gönlüm arzu eder seni yar
Söz-Müzik: Kadri Şençalar
evet ilk aklıma gelen önemli kırmızılar bunlar benim?
sizin aklınıza gelen başka kırmızılar varmı?
1 Ekim 2010 Cuma
İstanbul'umuz için elele;

arkadaşlar!! istanbullularrr!! türkiyelilerrr!! doğanın değerini bilenler!!
haydi gelebilenler ile buradaki buluşma noktalarında olalım!
gelemeyenler yazı ile duyurmaya ve destek olmaya devam etsin lütfen!
betonlaşmış taş haline gelmiş bir şehirde kim yaşamak ister!??
bunca ağaç, bunca yeşil alan yok olacaksa hele!
kimin yüreği dayanabilir.. gelişmek, çağdaşlaşmak, ileri adım atmak bu değil!
doğamızı tüketmeden birşeyler yapamıyormuyuz biz!?
almanya'da onca köy ve yeşil alan var, gelişmedilermi?
adını hatırlamyamadığım bir ülke denizini doldurup ekilecek tarla,
ağaç yetiştirilecek bahçe yaparken bizim elimizdekini kurutmamız mantıklımı acaba?
ağaçlar kesilmeden de köprü yapılabilir!
tabi köprünün etrafına ev bina blok taş yığını yapılamaz
birileride buradan rant elde edemez ama değilmi?
etmesinler de zaten, bizim en büyük rantımız yeşilliklerimiz!
daha fazla kuru toprak istemiyoruz! türkiyemin dörtbir yanı değerli!
her bölgedeki arazilerimiz farklı özelliklere sahip!
lütfen bunların yok edilmesinde üç maymunu oynamayalım!
ben yarın saat 20:00'de en yakın buluşma noktasında olacağım!
istanbul ve doğa için elele!!!!!!
29 Eylül 2010 Çarşamba
ortaya karışık;
makinenin dikmediği yerleri elde dikmeye koyuldum; önce kitty bitti sonra kedişler;
28 Eylül 2010 Salı
peçetelerim geldi;
sevgili lila'nın evine gittim geçen gün.. ezogelin çorbası;
27 Eylül 2010 Pazartesi
hayal gücünü kullan hobini göster etkinliği.2.
24 Eylül 2010 Cuma
blogger'lar caddede!
20 Eylül 2010 Pazartesi
yardım kampanyası;
kalplerden satın almak için;
fatmafidanbasaran@hotmail.com
direk hesaba yardım yapmak için;
devrekani şubesi
şube no:0277
hesap no:54887458-005001
Satiye Ergin
17 Eylül 2010 Cuma
bayramı tatlandıranlar;
kesme makarna ki bizim oralarda çok tercih edilir. diğerine çarşı makarnası derler :)
nanesi taze kurutulmuş, salatalığı tarladan toplanmış cacık,
ve yine çoban salata;
patlıcan diblesi, yumurtalı pazı kavurma,
ve evde gelinimizin mayaladığı yoğurttan yapılmış ayran;
bizim oralarda muşmula da denir;
bu fotoğraftan sonra sofraya közlenmiş patlıcan salatası olarak geldi :)
bu cicişler; mısır unu olmak için güneşleniyorlardı;
yedik içtik geldik işte tatilden; aslında bayramdan demek daha doğru olur.. bayramın gerekleri ne ise onları yaptık hep birlikte.. ben bu yıl tatil yapmadığım için adına tatil de diyorum işte.. köyde toprak ve yağmur kokusunu duya duya, denizi seyrede seyrede.. bahçeden topladık pişirdik yedik işte :) herkesin ellerine sağlık diyorum.. tariflerde zorluk yok, detaylarını anlattım ama daha fazla bilgi isteyen olursa ayrıntılı yazarım..
... sevgiler ...
16 Eylül 2010 Perşembe
ramazan bayramından;
böyle kısa yazıp geçtiğime bakmayın altı gün boyunca sabah kahvaltı, akşam yemek, aralarda büyük ziyaretleri, komşu ziyaretleri, hasta ziyaretleri, mezarlık ziyaretleri derken hiç duraksamdan dolanıp durduk.. annem ve babam çok mutlu oldular orada olduğum için; bayramlarda gurbet girince işin içine bir garip oluyor insanın yüreği.. onca güzel an yaşadık ama annem her seferinde mehmet de olsaydı dedi durdu altı gün boyunca.. işte ana yüreği!!
öyle güzeldiki köy hayatı benim için; ordakiler kısaydı da ondan dediler; sürekli kalsan bıkarsın dediler ama bilmiyorum işte.. ne yiyelim dediğimizde bahçeye üç adımda inip patlıcanları tencereye atıp sobada ateşte pişirip yedik mi? yedik.. o zaman benim için güzeldi :))



lazer ışıklı makas isteyenler!!!!!!!!!!!! 