10 Mayıs 2013 Cuma

market'lerden kaptıklarım :)

tatlı krizim tutunca yediğimiz herşey sıradan gelince farklı ne var diye bim'e gittim.. çok da fazla yemesem ya derken bu minik dondurmacıkları gördüm :) ikisini hüplettim, ikisini stokladım.. yine bir kriz anında imdada yetişsinler diye..


migros'ta ise yine nostalji günleri devam ediyor.. bu sefer tipitip'li anılarım canlandı gözümde.. ve milka'nın eşsiz lezzetini almanya'lardan kendi getirdiğimiz günlere gittim.. 


ahh eski yıllar ah.. bu sevgili tipitoşun koca bir resmi teyzemin bakkalının duvarında boyalı idi.. eski kahramanlarımız da çok tatlıydı ama dimi?




3 yorum:

figen abla dedi ki...

80'lerin ilk yarısında henüz tek kanal olan TRT yayınlarının gözdelerinden biri Şeker Kız Candy adlı çizgi filmdi. Kimbilir kaç genç kız Candy'nin tutkunu olduğu Anthony'nin ölümüne günlerce yas tuttu. Hatta bu çizgi film karakterine aşık bile oldu.

O yıllarda sayıları çok fazla olmayan TV dizilerinin en sevileni Dallas'tı.

Köle Isaura, milyonlarca kişinin soluğunu tutup izlediği dizilerden biriydi. Kadınların çay günlerinde bile ana konulardan biriydi Köle Isaura'nın kaderi.

Mavi Ay....Bu diziyi izlemiş olup da Bruce Willis'i hep oradaki haliyle hatırlamamak mümkün mü.

Kimbilir kaç çocuk He Man'in kılıcının etkisinde kaldı...

Yeri geldiğinde arkadaşlarıyla birlikte Voltron'ı oluşturdu.

Tolga Han Dans Grubu, TV şov programlarının vazgeçilmez konuklarından biriydi.
Tıpkı Komedi Dans Üçlüsü gibi.

Önce M.C Hammer, You Can't Touch This dedi...
Sonra da Grup Vitamin , Taş Dizebilirsiniz...

Şöhret (Fame) dönemin en gözde TV dizilerinden biriydi.

Flash Dance'ı kim unutabilir ki,

Alf kadar sevimli bir dizi kahramanı bu dünyaya çok az gelir.

"Adam Olacak Çocuk"ları hep Barış Manço bulup çıkarırdı.

Adile Naşit, Uykudan Önce, ekranlarda belirir o güler yüzüyle masallar anlatır, nasihatler verir sonra da 'kuzucuklarına' iyi geceler dilerdi.

Uzay Yolu'nu önce izleyip sonra mahallede yeniden canlandırırdı çocuklar.

Michael Jackson fırtına gibi eserdi.

İşte o mahallede yaşardı Perihan Abla...

Bizimkiler çok sevildi ve ekran konukluğu çok uzun sürdü.

O zamanlar mis kokulu Tipitip sakızı çiğneyip içinden çıkan karikatürleri biriktirmek de modaydı.

Filmler şimdiki gibi DVD'den değil Beta ya da VHS kasetlerde ve videodan izlenirdi.

MP3 player ve Ipod o zaman adı bile bilinmeyen gereçlerdi. Müzik ya kasetçalarda ya da walkman'de dinlenirdi.

O zamanlar çocuklar bilgisayar başında oturmaz, anneleri tehdit yoluyla eve çağırana kadar sokaklarda oynardı. Rengarenk misketlerle oynamak özellikle erkek çocukların en gözde eğlencesiydi.

Ya da saklambaç, yakar top gibi oyunlar oynarlardı çocuklar.

Kadınlar ve genç kızlar saç modellerini Serpil Çakmaklı'ya benzetmek için kocaman ve rengarenk kelebek tokalar takarlardı.

Kadınlar hatta kimi zaman erkekler saçlarını tıpkı Kim Wilde'ınki gibi 'aslanbaş' modeli kestirirlerdi.

Vatkalı ceketler giyilirdi.

Haftalar süren birbirinin aynı diyalogları olsa da Yalan Rüzgarı herkesi ekran başına kilitlerdi.

TV yayınları İstiklal Marşı eşliğinde biterdi.

Jane Fonda aerobik yapardı, tabii bütün kadınlar da.

Delikanlılar John Travolta'nın Staying Alive filmindeki figürleriyle dans etmeye çalışırdı.

1980'li yıllarda gençler ya okul çaylarına giderdi ya da diskolara.

1980'ler Eurovision Şarkı Yarışması demekti. Türkiye'nin süper starı Ajda Pekkan bile bu konudaki bitmeyen hayal kırıklığının acısını dindirememişti.

1980'lerin sonlarında breakdance çıktı.

1980'li yılların başı o dönemin çocuklarını belki de hiç duymadıkları bir kelime ile tanıştırdı: "ihtilal". Kim bilir kaç çocuk dönemin Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren'in 12 Eylül darbesi sırasında yaptığı konuşmayı hiçbir şey anlamadan dinledi. Sonra da ebeveynine sordu: "ihtilal ne demek" diye....

80'li yıllar Türkiye için biraz da Turgut Özal demekti...

Berlin Duvarı'nın yıkılması dünyanın yaklaşan değişime hazırlanması demekti.

1980'li yıllarda çocuk ya da genç olmak Elvan gazozu içip tadını hiç unutamamak belki de aynı lezzeti bir daha hiç bulamamak demekti.

nurtenbegendi.blogspot.com dedi ki...

Oooooo! Devrem bir kaç ekleme de benden gelsin:)
Çizgi filmlerden başlarsak, Arjantinle İtalya arasında annesini arayan ve her bölümün sonunda ucundan kaçıran Mario'yu unutmamak gerekir. Uçan kuş anne kaz Morton, Arı Maya, Hi-men'in dişisi Şi-ra, Tarzan, zavallı evlatlık Glorya ki abi bildiği iki genç de ona aşıktı ve her dem Tom ve Jeri... Bu arada Şeker Kız Kendiyi ben de çok severdim. Teruz Grençıstıra aşıktım. Ama bu aşkın anlamsızlığını da üstbeynimle bilirdim. Seneler sonra, ev hanımı olduğum günlerde, oğlumu okula gönderip tv açıp bir yandan da ev işi yaparken, Şeker Kızı yeniden gördüm. İşi gücü bırakıp her gün izledim. Eski bir dostu görmüş gibi sevindim.
Dizilerden Hayat ağacı, Flamingo yolu, Cesur ve Güzel, Çarli'nin Melekleri, Cozbi Şov.
Diz altı beyaz çorapları kıvıra kıvıra bileğe indirme, şalvar pantolonlar, peplum bluzlar, sadec bir yaz turuncu rengin moda olup tüm yurdu sarması, ertesi sene gri rengin tüm yıl somurtması, yarasa kollar, ne kadar geniş olursa o kadar iyi vatkalı ceketler, düşük yaka ceketler, kolu kıvrılmış bol ceketler, rengarenk keten ceketler; kışlık versiyonu İskoç karolu, düşük yakalı, bol, geniş vatkalı ceketler:))Beyaz erkek çorapları, füzo pantolonlar, üstüne hantal bluzlar, buzdolabı kapısına asılan süsleme amaçlı mısır koçanı, patlıcan, karanfil örgüleri...
Aliminyum tencereler, Emaye Karaoğlan tencereleri, kek yapan elektrikli tencereler...
Eve telefon alabilmek için senelerce sıra beklemeler...
Her evde buzdolabı bulunmadığı için, yaza denk gelen Ramazanlarda komşular için emaye taslarla buz üretmek, iftara yakın kapı kapı evin çocuğuyla komşuya buz göndermek...
Sokakta oyun oynarken aramızda "Ajda Pekkan 46 yaşındaymış" diye kıkırdaşırdık. Henüz 46 yaş bize o kadar uzaktı ki...
Amaaaaan, biz büyüdük ve kirlendi dünya velhasıl.

T.C. Nilgün Komar dedi ki...

Evet ya n guzel dem vurdunuz gecmisten... Elli kurusa aldigimiz ekmekleri, bakkallarki veresiye defterlerini ki oyle moda idi ki bu veresiye aksam babalar eve gelirken bile oderdiler ona ragmen yine de defterle alisveris etmek hos gelirdi herkese.. Mekap spor ayakkabilardan sonra beyaz sporlar ciktiginda ne farklilik olmustu... Heleki bagciklara boncuk takma modasi :) genis vatkalari sormayin ben sevdim mi onlari hatirlamiyorum bir donem aldigim giysilerden sokerdim :) diye hatirliyorum.. Poz kaldimi diye sordugumuzu hatirliyormusunuz birde manzara cekmeye calisinca otu bocegi birak bizi cek diye soylenenleri.. Yalan ruzgarini izlerken kuzenimin koltuklarda ziplamasini da unutmadim ben..