24 Aralık 2013 Salı

evimde çiçeklenen ilk menekşe;

Menekşe, menekşegiller (Violaceae) familyasına bağlı Viola cinsini oluşturan çoğunlukla saksılarda yetiştirilen bitki türlerinin ortak adı. 400 ile 500 arası türü bulunmaktadır. Dünyanın birçok yerinde yetişebilmekle beraber en çok kuzey yarımkürede yetişir. Ayrıca Hawai ve Güneydoğu Asya'da da yetişebilir. Doğada aydınlık, fakat gölgede ve nemli bölgelerde yetişir. 

Genellikle uzun ömürlü olabilen menekşe türü, bazen dönemlik de yaşayabilir. Yaprakları kalp şeklini andırır ve düzensiz, asimetrik (çarpık) çiçekleri bulunur. Bu çiçekleri menekşe familyasının içindeki türlerin ayırt edici özelliğidir. Çiçeklerinin rengi genellikle, çiçeğin adını verdiği menekşe rengindedir. Fakat mavi, sarı, beyaz, pembe ya da çok renkli açan türleri de bulunur. Çok bol çiçek açar, tüm bahar ve yaz döneminde çiçek açtığı görülebilir.

23 Aralık 2013 Pazartesi

dikişsever'lere çekilişli hediye etkinliği;

gönlü bol antigone'm yapmış yapacağını, onca işinin arasında yeni yıl hediyesi vermek için bir çekiliş organize etmiş.. çeşit çeşit cicişleri paket paket hazırlamış ve bizim önümüze sermiş :) gelde isteme, gelde bu çekilişe katılma.. dikiş diken, dikmek isteyen herkese faydası olacak cicişler için vakit kaybetmeyin.. herkese de bana da bol şans....

18 Aralık 2013 Çarşamba

kütüphane kuruyoruz... !!!

sevgili matmazella'nın önderliğinde haydi Döngele'e kütüphane kurmaya gidiyoruz.. 
hemde oraya kadar gitmeden.. paylaşmak ve destek olmak için güzel bir fırsat.. bir kitaptan ne olur demeyin, hepsi birlikte koca bir kütüphane olacak.. 
haydi durmayın hemen ne gönderebileceğinizi düşünün... 


1 Aralık 2013 Pazar

the end sign2013;


bitti işte.. koca dört gün.. onca gelen giden insan evlerine döndüler.. tozun dumanın içinde çalışmak zorunda olanlar dışında kimse kalmadı.. birde ben :)
bırakıp gidemedim gücümün yettiği kadar yardim etmeden, fuarın tozunu yutmadan içim rahat etmiyor ne yapayım :)
posted from Bloggeroid

30 Kasım 2013 Cumartesi

kitap etkinliğinde durumum;


daha bütün listemi çıkaramadım ancak ilk kitabımı bitirdim.. uzun zamandır elimdeydi, tabi ki etkinlik için sıfırdan başlamam gerekiyordu ancak sıfırdan başlamış kadar başındaydım zaten diye ses etmedim... sayfa toplamını çıkarırken takdirince pinuccia düşer artık bir kısmını :)

fuarın bu gününde anadolu'nun birçok şehrinden gelenler vardı.. mütevazi olanlar bir hayli fazla.. gelirken yöresinden bir şey getiremediği için üzgün olanlarda...
posted from Bloggeroid

29 Kasım 2013 Cuma

fuar'dan selamlar;

tarih tekerrür etti ve biz yine fuara geldik... sektörel fuar olmasına rağmen buraya kendimi ait hissetmediğim de olmuyor değil.... hele ki akşamki açılış kokteylinde gördüğüm insan manzaralarına bakacak olursak, bunlar insan ise ben neyim dedim çokça.... pos bıyıklarının altında sürekli bulduğunu öğüten bir ağzın sahibini görünce çok şaşırdım.. parası olan birinin bulduğu her bedavaya konmak istemesi çok şaşırtıcı.. masamıza davetsiz geldiği halde sormadan bütün tabakları önüne çeken bu insanı görünce fakir ama mütevazi oluşumla bir kez daha gurur duydum... bedava diye insan bu kadar aç gözlü olur mu? sanırım burada insan manzaraları diye bir kitap yazacak kadar malzeme toplayabilirim...
posted from Bloggeroid

25 Kasım 2013 Pazartesi

GÜL'lü nişan konsepti;

sevdiğim bir arkadaşımın güzel, tatlı ve heyecanlı bir günü için ciciler yaptım.. övgü almış olması bir yana benim için tabiki her zaman ki gibi yetersizdi zaten de yetmedi :) konsept de gül kullanılınca, benimde süslemeyi gül ve öneri üzerine içine de gül reçeli koydum.. tülün üzerindeki halkaları istediğim gibi bulamadım ama bir çift nişan yüzüğü imajı vermeye çalıştım :) 

20 Kasım 2013 Çarşamba

unutulmayanlar: Nejat UYGUR;

Nejat Uygur (d. 10 Ağustos 1927Kilis – ö. 18 Kasım 2013İstanbul), Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu. 


Öğretmen bir annenin ve subay bir babanın üç çocuğundan ortancası olan Uygur, Kilisli sanatçı İsmail Dümbüllü tarafından keşfedilmiş ve meşhur edilmiştir. Eğitimini Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde tamamlamıştır. İlkokulu Siirt, Ezine ve İntepe'de okumuş ve bu dönemde tiyatroya müsamerelerle başlamıştır. Sarıyer, Çanakkale ve Manisa'da ortaokulu tamamladıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi'nin Heykel bölümüne girmiş; fakat mezun olamamıştır. 1943 yılında Sarıyer Halkevi'nde başladığı boksla beraber spora karşı ilgisi artmıştır. Atletizm ve su topu dışında iyi de bir at binicisidir. 1950 yılında Necla Uygur ile hayatını birleştirmiştir. Tiyatroya profesyonel anlamda 1949'da "Nejat Uygur Tiyatrosu" ile adım atmıştır. 

14 Kasım 2013 Perşembe

meleğim olurmusun?

Bugünlerde hastanede tedavi gören çocuklarımız, huzur evlerinin hüzünlü odalarındaki yaşlılarımız, engelli arkadaşlarımız size iki kelimeden oluşan bu kısacık soruyu soruyorlar:

MELEĞİM OLUR MUSUN?

Kiminizin dostu, kiminizin arkadaşı, bazılarının sadece tanıdığı yada adına, bloğuna aşina olduğunuz tülin;
yeni bir yılın ayak seslerinin yaklaştığı günlerde sizden gelen bir sevinçle onlarında yüreği, umudu aydınlansın istiyor...

11 Kasım 2013 Pazartesi

1881-193♥ Ata'mız kalbimizde yaşıyor..!

kim demiş ki Ata'mız öldü diye bence yüreklerimizde yeniden doğdu O.. bütün dünyanın hayranı olduğu bir önder olmak böyle birşey olsa gerek.. düşmanın bile hayranlığını kazanmış başka kaç kişi var dünyada.. 

8 Kasım 2013 Cuma

mintaks'la canım mintaks'la :)

hatırladınızmı :) mintaksla canım mintaksla.. ne eğlenceli bir reklamdı.. ve bu sloganın anlamının dışında da çok espri konusu olur ve bazen mecazi anlamda kullanılırdı.. bu yeşil jel olan çıktığında sanki devrim olmuştu :) beyaz olanı pek sevmezdim daha kremsi ve akışmayan yoğun bir yapısı ve bayıltıcı kokusu vardı.. ama bu jel çok hoşuma gitmişti.. sonralardan limonlusu, elleri koruyan modelleri çıkınca pek bir havalı olmuştuk :) ah ah eski anılarım canlandı valla.. hele toz vim ile bu jel mintaksı karıştırıp kendime cif ürettiğimi hatırlıyorum da.. ne günlerdi yahu.. 

6 Kasım 2013 Çarşamba

doğum günün kutlu olsun MEMO;

video
Mehmet benim en küçüğüm.. annemin doğuma gittiği günü hatırlıyorum.. sonra hastanede Mehmet'i gördüğümüzü de.. mavi kadife bir tulum vardı üzerinde.. bebek odasında ona ayrılan karyolada tek başına yatıyor ellerini ayaklarını kıpraştırıyordu.. sonra eve ve daha yaşına gelmeden türkiye'ye taşındı bizimle :) evde aklıma gelse çocukluk fotolarınıda katar öyle video hazırlardım ama bu seferlik böyle olsun dedim..

nice mutlu yıllar, başarı ve huzur, bereket ve hayr senle olsun..
sevgilerimle... ♥NK

1 Kasım 2013 Cuma

tarif: Hindistancevizli Pasta;

geçen sene ramazanda pişirdim ama kaynağı bulamayınca yayınlamak şimdiye kısmet oldu.. çok şükür diyor sihirli parmaklara teşekkür ediyorum.. 

Malzemeler;
1 adet kakaolu pastaban
1 yumurta
1 su bardağından az sıvıyağ
1 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı hindistan cevizi
1 su bardağı ceviz
1 adet portakal kabuğu rendesi (opsiyonel) 

31 Ekim 2013 Perşembe

kışlık kızçe elbisesi;

köydeki yeğeni için etek arayan burcu'ya: "yarım metre kumaş al gel biz etek dikeriz" dedim di.. kendisi o gün aldı geldi kumaşı bize ve ben dikene kadar da bizde oturdu, gitmedi.. zira genelde evde yapması gereken işleri, pişirmesi gereken yemekleri, ütülenecek çamaşırları, silinecek camları vardır onun :) o gün şükür ki olmadı böyle şeyleri.. ben dikişi bitirene kadarda acele etmedi gitmek için.. süper de oldu hani.. hem makineye gidip gelip, elde yapılacaklar içinde mutfağa yanlarına gitmek bana da iyi geldi.. yanındaki de fıstığım'dı.. ve iyiki gelmişlerdi.. evde kafa dengi birilerinin olması hoş.. zira dikiş dikerken başımda dikilen dikiş bilmeyenler beni çok rahatsız eder :) okuldan alışkanlıklardan biri işte ne yaparsın.. ama bilen yada hevesli olan ile birlikte dikiş dikmek gibisi de çooook ayrı bir zevktir bilesiniz! mümkün olursa bu hafta sonu böyle bir faaliyet günü yaşayacağımı ümit ediyorum..

30 Ekim 2013 Çarşamba

Ata'larımıza minnet ile Cumhuriyet bayramımızı 90.kez kutladık;

yeşil Bursa'mda büyük bir çaba ile yapılan harika bir canlı Atatürk portresi.. boğazda nefis bir ışık şöleni.. caddelerde ve meydanlarda yürüyen binler ile okunan marşlarımız, dalgalanan bayrağımız.. 

bir bayramı daha böyle coşku ve neşe içinde ve umut içinde geçirdik; kutlu olsun... 

vatanım, milletim, ailem ve devletim; mutlu olsun.. 

23 Ekim 2013 Çarşamba

bir bayramın ardından;

kurban bayramı köyde güzel olur.. bu bizim çevrelerin kullandığı bir cümledir hep.. ama gerçekten de öyle.. büyükşehirde kurbanı nerede keseceğiniz problemi çözülmeye çalışılırken köyde çoktan ilk ızgara ateşlenir bile.. tabi bu sene büyükşehir belediyelerinin elinden geldiğinden fazla bu iş için çaba sarfettiklerini de duydum.. ancak yinede tadı başka köydeki bayramların :) ısrarla aynı cümleyi söylüyorum ama işte bu manzaraya karşı bayramı geçirmek sahiden de başka değilmidir? geçen yıl kurban bayramında almanya'da idim.. yıllar sonra doğduğum ülkeye ilk ziyaretimdi ve orada olmanın çocukluk anılarını canlandırmanın dışında bir bayram havası içinde geçmediğini anlatmıştım.. bu yıl almanya'dan akrabalar bizimle köyde idi ve onlarda aynı şeyi söylediler: köyde bayramlar başka oluyor :) 

8 Ekim 2013 Salı

tarif: [cafeportakal] Fanta'lı Kek ;

hep tarif alırım ama yapamam ya bir türlü.. öyle bir arşivim var ki.. tarifi görüyor beğeniyor, yazılı olarak alıyorum kaydediyorum, çıktısını alıp evdeki dosyaya kadar götürüp takıyorum.. buraya kadar eğlenceli ve şevk içinde oluyorum :) sonrası nahoş :) yapamıyorum.. ya iş çıkıyor.. ya yaptığımı yiyecek bir kitle olmuyor etrafta.. yada evde durmadığımız bir zamana denk geliyor.. bu durumda tarif arşivde, hevesim kursağımda kalıyor.. ama bu sefer tarifi alır almaz aynı gün yaptım.. çok nadir olan bu olayı da sizinle paylaşayım dedim; eh çekimler asıl kaynaktaki gibi şık olmadığından bende düzenlemeler yaparak yayınlıyorum :) azıcık çizgi film efekti kattım.. azıcık yağlı boya tablo efekti, oldu bitti :) 

7 Ekim 2013 Pazartesi

tarif: tanıtım: Dr.Oetker Tavukgöğsü;

beklemediğimiz bir anda gelen sürpriz bir paketten çıktı bu tatlı.. tabi ki pişirilmemiş hali ile :) sevgili oetker amcam yapmış yine yapacağını ve nefis şekersiz ürünler çıkarmış.. şekerini az, orta, şekerli seçeneklerine göre üzerindeki tablodan seçip istediğiniz ölçüde tatlandırıyorsunuz.. ben daha önce almış bir iki modeli denemiştim.. beğendiğim bir ürünün de hediye gelmesi mutluluk verici.. etkinliklerden gelen hediyeleri de genelde paylaşıp ve dağıttığım için bu şekersiz modelleri de işyeri'me götürüp orada pişirdim.. herkesin bir nasibi vardır değil mi?

3 Ekim 2013 Perşembe

fasulye makarnası ve hafif bir öğle menüsü;


bizim oralara özgü olduğunu düşünsem de bizde biliriz, bizde yaparız diyen vardır mutlaka.. ben yanına patates ilave edip, buharda haşladım fasulyeyi.. normalde suda makarna gibi haşlanır.. hemde fasulyeler hiç kırılmadan bütün olarak.. yani şekle sadık kaldım gördüğünüz gibi :) haşlama sırasında tuzu ilave edilir.. suda haşlandığında yine makarna gibi süzgece alınır, oradan da servis tabağına.. ben tenceredeki süzgecin üzerinden direkt servis tabağına aktardım ikisini birlikte.. ve son olarak üzerine mis gibi tereyağ eritilip gezdirilir.. tereyağ yerine soğuk olarak zeytinyağı da tercih edilebilir..

30 Eylül 2013 Pazartesi

Ezgi Deniz'i beklerken;

kendi uğraşlarımdan kafayı kaldırdım da nihayet  az birşeyler üretip sevgili senem'in bebek hoşgeliyor partisine gidebildim.. hani şu meşhur baby shower dedikleri türden bir parti.. yemişler, pastalar, kekler, hediyeler, süslemeler ve bebeğe hediyeler ile dolu dolu bir gün.. günün bez pasta üretimi bana aitti.. aslolan gerçek pastayı ise anne adayımız senem'in marifeti.. eh insan becerikli olmaya görsün herşeyi kendi yapmak istiyor.. ama bugünlerde de imece en güzel mutluluk veren bir faaliyet..!!! 

27 Eylül 2013 Cuma

bu sefer: en sadesinden bir pike takımı;

çok fazla zahmeti olmaya bu modeli herkese şiddetle tavsiye ediyorum.. birinci tipi hatırlarsınız; rengide sade idi biyeside.. bu seferkinin kardeşimin odası için denizci deseninde seçtim.. yastık kılıfı içinde aynı desenin patikası olunca tam takır pike bakır bir takım çıktı ortaya.. yastık kılıflarında yine kombin iki çeşit kumaş kullandım.. tamam da bunların dikiş aşaması nerde diyen olacaktır eminim.. bir sonraki yayında artık :) o da çok geç olmayacak emin olabilirsiniz en geç pazartesi.. söz ;) 

26 Eylül 2013 Perşembe

etkinlik; EKS Mutfak Akademisinde COOK ile farklı lezzetler;


“Doğada çözünür Streç Film”

Yeni COOK Doğada Çözünür Streç Film, çözünmesi yüzyıllar alan plastik atıkların aksine 2 yıl gibi çok kısa bir sürede doğada tamamen yok olarak çevreye olan zararlı etkisini minimuma indiriyor. COOK Doğada Çözünür Streç Film ile yiyecekleriniz de, dünyanın geleceği de emin ellerde! Günlük hayatımıza giren birçok plastik gibi normal streç filmin doğaya bırakıldığı tarihten itibaren çözünmesi yıllar alabiliyor. Yeni COOK Doğada Çözünür Streç Film, 2 yıl içerisinde doğada tamamen yok olarak çevreye zarar vermiyor. COOK Doğada Çözünür Streç Film, standart streç filmlerin tüm özelliklerine ve hatta daha fazlasına sahip… COOK’u her türlü gıdanın doğrudan teması veya saklanması için güvenle kullanabilirsiniz. COOK Doğada Çözünür Streç Filmi, buzdolabı veya derin dondurucunuz içerisinde saklama amaçlı ve mikrodalga fırın içerisinde ısıtma işlemlerinde kullanmanızda hiçbir sakınca yoktur. 

Türk Dil Bayramı'mız kutlu olsun ;


Birinci Türk Dil Kurultayının toplandığı gün olan 26 Eylül, kurultayda alınan kararla Dil Bayramı olarak kutlanır. Bu kurultay, Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nun (o zamanki adıyla Türk Dili Tetkik Cemiyeti) ilk kurultayıdır.

Atatürk, dil konusundaki çalışmalara halkın katılması gerektiğini düşünüyordu. Birinci Tarih Kurultayı çalışmalarının sürdüğü 10 Temmuz 1932 gecesi, Çankaya Köşkünde birlikte olduğu dil ve tarih uzmanlarına, “Dil işlerini düşünecek zaman da gelmiştir. Ne dersiniz?” diye sordu. Bu öneri sevinçle karşılanınca Atatürk düşüncesini şu sözlerle açıkladı:
“Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun.” Hükümete başvuru yapıldı ve 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu kuruldu. Kurumun başkanı Samih Rıfat, genel yazmanı Ruşen Eşref Ünaydın oldu; Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile Celal Sahir Erozan da kurucu üyelerdi.

25 Eylül 2013 Çarşamba

unutulmayanlar: Zeki MÜREN; ♥♥♥

Zeki Müren (6 Aralık 1931, Bursa - 24 Eylül 1996, İzmir), Klasik Türk müziği sanatçısı. Aynı zamanda besteci, söz yazarı ve oyuncudur. Sanat Güneşi ve Paşa olarak anılan Müren, Türk sanat müziğinin en büyük isimlerinden kabul edilir. 6 Aralık 1931'de Bursa'nın Hisar semtinde, Ortapazar Caddesi'ndeki 30 numaralı ahşap evde Kaya ve Hayriye Müren çiftinin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi Üsküp'ten Bursa'ya göç etmişti. Babası kereste tüccarıydı. 
Ufak tefek ve çelimsiz bir çocuktu. 11 yaşında Bursa'da sünnet oldu. İlkokulu Bursa Osmangazi İlkokulunda (sonradan Tophane İlkokulu ve Alkıncı İlkokulu) okudu. Henüz ilkokuldayken yeteneği öğretmenleri tarafından keşfedildi ve müzikli okul müsamerelerinde baş rolleri oynamaya başladı. Hayatındaki ilk rolü, bu müsamerelerden birindeki çoban rolüdür. Ortaokulu yine Bursa'da, Tahtakale'deki 2. Ortaokulda tamamladı. Ortaokulu bitirdikten babasına İstanbul'a gitme arzusunda olduğunu açıkladı ve onun da onayıyla İstanbul'daki Boğaziçi Lisesi'ne yazıldı. Bu okulu birincilikle bitirdi. Olgunluk imtihanlarını pekiyi dereceyle verip İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine (şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi) girdi. Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen atölyesinden mezun oldu. Desen çalışmalarını öğrencilik yıllarından başlayarak pekçok kez sergiledi. 

10 Eylül 2013 Salı

unutulmayanlar: Doğu ERKAN;

Doğu Erkan, 2 Nisan 1942'de İstanbul'da doğdu. Özellikle 'Uzaylı Zekiye' adlı dizi ile geniş kitleler tarafından tanındı.Doğu Erkan 1958 yılında sahneye İstanbul Tiyatrosu'nda "Bulunmaz Pansiyon" adlı oyunla çıktı. Azak Tiyatrosu, Münir Özkul Tiyatrosu, Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu, Muammer Karaca Tiyatrosu, Hepgüler Tiyatrosu, Yıldırım Önal Tiyatrosu'nda çalışan Doğu Erkan'ın rol aldığı piyesler Zehir Hafiye, Tatlı Kaçıklar, Şaşkın Diktatör, Leyleğin Ömrü, Piç Kurusu, Aman İdare Et ile Eller Aya Biz Yaya'dır... 

9 Eylül 2013 Pazartesi

bi kahve fotosu geleneği;

önemli bir an'da dumanı üstüne bir fincan kahveyi yudumlamak.. hele ki yanında bir dost var ise değmeyin keyfime.. yalnız zamanlarda hiç kahve içermiyim? tabiki evet ama dost ile içilen bir acı kahvenin hani kırk yıl hatırı vardır :) 

son bir iki seneyi özetleyecek olursam; iş çıkışı dostlarla yorgunluk kahvesi içerim.. evde daral geldiyse yine dostlara hadi bir kahve içmeye çıkalım derim.. yada bir sevdiğimizi evinde ziyaret ettiğimizde; çaya çorbaya yer yok ama bir kahveni içeriz deyiveririz.. 

2 Eylül 2013 Pazartesi

ada sahillerinde bekliyorum;

bugün hep adalarda olmak istedim.. en azından büyük ada iskele'de bir çay içerken, belkide Burgazada'yı keşfederken hayal ettim kendimi... bugünün sendromlu bir gün oluşu bir yana, dışarılarda olmak arzusu içinde olmam bir yana, beyazkelebeğin ada gezintisini okumam bir yana.. tüm şartlar birleşince; ada ada ada diye inledi ruhum... zira ruhum fıstık ile sabah kahvaltısından havuz sefasına doğru yola çıkmıştı ama hemen geri çağırdım ada'ya gittik birlikte :) ama hangisine? bu sorunun cevabını bilmiyorum ama adalar hakkında da epey bilmediklerimiz var.. kısa kısa bir özet geçelim o zaman;

29 Ağustos 2013 Perşembe

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun.. !!

Zafer Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ulusal bayramıdır. Her yıl 30 Ağustos günü kutlanır. Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos'ta başlayıp, 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'ni (Büyük Taarruz) anmak için kutlanan bayramdır. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.

gönüldenele'de harika cicişler var, kaçırmayın;

üretimler yavaş gidiyor ama alım için yine bir atak yaptım :) daha doğrusu bulmuşken kaçırmak istemediğim bu cicişler ile karşılaşınca olanlar oldu.. sevgili gönüldenele'nin sayfasında satıyorum başlığında gördüğümde hemen almalıyım dediğim cicişler.. öyle hızlı olduki bende nasıl olduğunu anlayamadım :)
ilgilenenler için adres şurası

26 Ağustos 2013 Pazartesi

huysuzlar yastık oldu: bizim aile genişledi :)

hangi kısmını alsam, neresini ziyan etsem yada etmesem diye çok hesap edip sonunda bir kare parçasını koca kumaştan ayırıverdim! koca parça dediğime bakmayın yine ece'mden bir metro almıştım huysuz ailesinden ki bu benim taktiğimdir, ne yapacağımı bilemiyorsam hiç yoktan bir metre alır kenara koyarım beğendiğim kumaştan.. tabi sonra büyük bir işe giriştiğimde herhangi birinden o zamanda ah vahlar başlıyor ya neyse :) işte bu seferki küçük bir proje olunca geriyede epeeeey bir parça da kalıverdi :)

16 Ağustos 2013 Cuma

atölyeden sıcak sıcak: ajanda kılıfı;


ikiden birinci sıraya bu sabah girmeyi başaran bir ciciş :) deseni ters gibi dursa da, kullanım modeli itibari ile düz olduğunu hayal edin :) takılacak olan bir kurdele ile etrafı dolanarak minik bir fiyonkla kapatılacaktı eski tarz :) ancak dikerken düşündüm böyle yapmasamıydım diye o yüzden kurdelesini takmadım.. akşam çarşı turunda çıt çıt bastırmak için şansımı deneyeceğim.. "kumaş ince olmaz" derseler ki haklı olurlar içinde dolgu malzemesi yok :) o zaman kurdelesini takar sevgili fıstığa teslim ederim...
[kumaşı sevgili ece'den almıştım]

13 Ağustos 2013 Salı

trabzon'da taş bir han: TAŞ HAN;

bilen bilir kemeraltı çarşısından başlanır alışveriş turuna.. zira akçaabat tarafından gelen minibüslerinde son duraklarının yani meşhur "moloz"un menzilidir aynı zamanda.. iş böyle olunca her kişi kemeraltı'ndan girer, kunduracılar, maraş caddelerini arşınlar ve uzun sokak'tan bir tur yapıp soluğu meydan parkında alır.. bu han'da işte bu güzergah üzerinde, kemeraltına girdikten ve buraya adını veren o meşhur kemeri geçtikten sonra sağda.. girişi çarşı bağlantılı olduğundan farkedilmiyor gibi.. ancak içeride harika bir yapı sizi karşılıyor.. beşyüz yılı aşkındır yaşayan bu eser ufak değişiklikler hariç orijinal halini koruyor ve çok bakımlı.. çürüsün diye terk edilen yada hor kullanılan bir çok eserlere göre çok iyi durumda.. 

29 Temmuz 2013 Pazartesi

film: Pİ'nin yaşamı;

sevgili pinuccia nın tavsiye ettiği ve ondan öncede adını duyduğum kitabın filmi :) yazarı: Yann Martel.. dayanamadım işte şekerim önce kitabı okumayı bekleyemedim.. pat diye buldum küt diye izledim filmi.. bugünüm biraz sakin olmasının da katkısı oldu.. oruç tutunca pasif hareket eder olduğum bir bugün ve bu yüzden masada boş kaldığım anlarda izledim bitti.. 

bu filmde de yaşam mücadelesi ve tek başına yapılan bir yolculuk var.. khan'dan farklı olarak o bu yolculuğa bilmeden ve amaçsız olarak çıkıyor.. sonra umudu olmasa da hayatta kalmak için mücadele ediyor ve kalıp kalamayacağını da bilmiyor.. tek arkadaşı; onu yemek isteyen vahşi bir bengal kaplanı.. 

soluksuz izlenecek bir film..
şimdi izlemek için tık tık

çiçekler, kekler, kediler ve bir çekiliş;

tesadüfen bir çekiliş ile yolum kesişti.. içerik kek pasta, tabi ki severim ama katılma nedenimin aslı içten bir davet ve kedili güzellikler.. kazanırsam fıstıkvepati'ye gidecek bu güzellikler için bana ve herkese bol şans diliyorum.. 

hadi sizde bir koşu bakıverin, katılıverin birtatlımolası'nın çekilişine.. :)

25 Temmuz 2013 Perşembe

film: My Name is Khan/ Benim adım Khan;


insanların sadece iyi yada kötü olarak sınıflandırılacağına inanmış ve iyilik yapmanın, iyi olmanın her zaman en iyi taraf olduğunu bilmiş herkesten biraz farklı biri; Khan..!! 

karısına verdiği sözü yerine getirmek için yola çıkan ve bunu yapmadan da geri dönmeyen, ailesinin olduğu kadar bir ülkenin de kahramanı.. 

bir çok sahnesinde güldüğüm, ancak bir çok sahnesinde  de hıçkırarak ağladığım koca yürekli Khan'ın bu filmini mutlaka izlemelisiniz.. 

..şu anda filmin içinden çıkmış gibiyim.. 

izlemek için tık tık

23 Temmuz 2013 Salı

misafir blogger: Hasibe İPEK;

sevgili hasibe yozgat'da ikamet ediyor.. nisan ayının ilk haftasından beri İstanbul'umuzda konuk.. bize de çokca gelip gitmesine rağmen çoğu vaktini kardeşi rabia sultan ile geçiriyor.. ne hoşgeldin partisi yapabildik kendisine nede güle güle dansı :) zira daha gitmedi ama son üç gün işte.. sayılı ya çabuk geçer birden kendimi Harem'de otobüsünün peşinden ona el sallarken bulabilirim.. güle güle git demek adettendir biliyorum ama ben sadece iyi ki gelmiştin demek istiyorum..!!! bir sonraki gelmende neler yaparız bilmiyorum.. neler konuşuruz bilmiyorum.. nelere ağlarız, nelere güleriz onu da bilmiyorum.. ama eğer hala burada yaşıyor isek seni bekliyor olacağımızı bil yeter.. çokca anımız oldu yine ama az fotoğraf karesi.. o mu bu mu şu mu derken; İstanbul ile özdeş bu Haydarpaşalı kareleri, son güzelliğimiz metromuz ile olan kareleri ve en çok da önemlisi ansızın planlanan, kısa ve gerik geçen Eminönü turumuza ait kareleri paylaşmak istedim.. gene gel olur mu?  ♥NK

19 Temmuz 2013 Cuma

ramazan'da bir lezzet de blog'lardan sofralarınıza olsun;

sofralarınızda yeni tatlar denemek hemde sosyal amaçlı bir yardımda bulunmuş olmak isterseniz hemen en yakın şuradan satın alabilirsiniz.. hepimiz karşılıksız bu görevde elimizden geleni yapmış olmanın mutluluğu ile çaba sarf ettik.. bu bağlamda kitapta emeği geçen bütün arkadaşlara ve liderimiz şefimiz Eyüp Kemal Sevin.'e ve editörümüz sevgili Ebru Atlan Tecirlioğlu ve sponsorumuz CocaCola ailesine tekrar teşekkür eder hayırlı ramazanlar dilerim.. 

18 Temmuz 2013 Perşembe

ikinci teselli yastığı;

herşey bir önceki ile yine aynı ölçüde ve modelde yapıldı.. sadece kumaş farklı.. bu seferki kumaşım ilk çıktığından beri hayran olduğum.. bir zaman geçtikten sonra mutlaka benimde olmalı deyip aldığım ve hala kesmeye kıyamadığım istanbul temalı pamuk saten kumaş :) arkası düz kırmızı akfil.. kenar dikişini de bu sefer 1cm.den kırmızı renk ile geçtim.. tramvay genel olarak hakim desen oldu ve duvarımdaki minik panolarımla da çok güzel uyum sağladı.. baktım da odamın zebra deseni yerini istanbul desenine mi bırakacak diye bir an endişelendim.. yok yok yoookkk öyle kolay olmaz bu iş demi?

16 Temmuz 2013 Salı

en sadesinden bir pike;

evet evet en sadesi sanırım bu :) kenarı biye ile temizlenmiş kendinden desenli bir pike.. olsun her yanında danteller, püsküller olacak da ne olacak? yıkanması ayrı dert, ütülemesi ayrı dert.. yatarken süslemeler ile başetmek ayrı dert :) en iyisi sade olan dimi... ya bu kadar da karalama olmaz demeyin bende bunaldım iş birikmesinden ve en hızlı olabilecek model buydu ne yapayım! ve aslında bakarsanız çok da kullanışlı.. salt pike oluyor elinizin altında diğer gereksiz detaylar değil.. hem modern ve sade oda dekorasyonları içinde ideal.. her renk ile kombilenebilir biyeler seçilirse çok daha kullanışlı olur.. daha öncede denizci desenlisini yapmıştım yayınladım mı inanın hatırlamıyorum.. siz izleyin ben gidip bir araştırayım.. 

15 Temmuz 2013 Pazartesi

püfür püfür yazlık yorgan;

sıcak yaz aylarındayız ama geceleri üşüdüğümüz de oluyor hala değil mi? özellikle bu yaz gecelerinin ayazı ince pikeler ile yetinmeyip ince yorganlara sarılmamıza neden oluyordur.. mesela köylerde akşam serininde bile omuzunda bir hırka ile oturursun bahçede yada balkonda.. hatırlıyorum da geç saatlere kadar sürerse bu oturmalar, sıra ile eve kaçıp şortları uzun pijamalar, eşofmanlar ile değiştirdiğimiz de çok oluyordu.. annem-babam bu sıra yine köydeler.. bu sıcak-soğuk'lu havalarda kullansınlar diye kendilerine yazlık bir yorgan diktim.. 

11 Temmuz 2013 Perşembe

etkinlik: kitap okumaca;

haydi kitap okuma yarışmasına :) yani biz bloggerlar olarak etkinlik desek daha doğru olur.. sevgili pinuccia'nın ev sahipliğindeki etkinlik kitap kurtları için güzel ama kitap okumak isteyip de bir türlü başaramayanlar ve okuduğu kitabı yarım bırakanlar için ideal bir motivasyon aracı olacak bence.. mesela ben haberi duyunca hemen evde bekleyen kitaplarımı gözümde canlandırdım bile...                                                              
detaylı bilgi için tık tık





10 Temmuz 2013 Çarşamba

tarif: GÜLLAÇ (Canderel Green ile) ;

Canderel Green ile Ramazan’a tatlı bir merhaba;

Şeker tadından vazgeçmeden şeker tadında bir Ramazan geçirmek artık çok kolay. Sağlıklı beslenmek ve formunu korumak isteyenler Ramazan ayını Canderel Green ile çok rahat ve keyifli geçirecek.

Ramazan’ın Gülü “Güllaç” Hiç Bu Kadar Hafif Olmamıştı!

5 Temmuz 2013 Cuma

atılamayan tülden sabun süsledim;

sabunlar süslenmek için bekliyorlardı.. hatta kokuları kaçacak diye endişeleniyordum :)

4 Temmuz 2013 Perşembe

eskilerden bir etamin;

eskileri karıştırmayı severim ya birçoğunuz gibi.. eskileri biriktirmeyi de :) ve saklamaya değer olanları belirlemek de hoş duygular içerir.. aldığınız günü, yaptığınız zamanı.. yada bir fincanı kırarken ki attığınız kahkahayı unutmak istemediğiniz için saklarsınız.. sevdiğinizden birinden bir hediye kullanmasanız bile saklanmaya değerdir çoğu zaman.. bazende birine kızdığınızda ondan gelen yada kalan ne varsa atarsınız bir anda, ama yinede bir parça da olsa bir parça saklanmaya değerdir yaşadıklarınızın anısına.. işte bu parça da ablalarımın gençkızkene kurs dönemlerinde işledikleri ama yarım bıraktıkları bir parça.. daha müsvetteler arasına katılmadan da köye gidişimde kendisine bakar beğenir ve mutlu olurdum.. birgün atılacaklar elemesi yapıldığı bir gün gözden çıkarıldığında ben alabilirmiyim demiştim ve kuzenimde bana vermişti.. bana gelişinden bu yana sanırım 15 yıldan fazla oldu.. artık tevellütünü siz düşünün..

21 Haziran 2013 Cuma

yaz'ın ilk günü gelmiş;

içimiz kararmış dışımız sararmış, belki ağır kasvetli bir kış ve bahar dönemi geçirdik.. zira hala daha geceler serin geçmekte ki bu kısmı zaten en güzeli.. ama bugün google amca yazın ilk günü diye hatırlatmasa benimde bileceğim yoktu sanırım yıllardır belleğimizde olan 21 haziran gününü.. hele ki bu güne özgü koydukları hareketli panel çok hoşuma gitti ve şu tekerlemeyi hatırlatıp beni çocukluğuma götürdü;

denizde dalga hoşgeldin abla
etegini topla rahat otur abla
etek buluz ingiliz turist
kadın polis petrol ofis
ninelere baston dedelere gözlük
camiye hoca kızlara koca
.............

bu kadarını hatırladım ve bulabildim...
daha da devamını bilen olursa yazabilir :)

20 Haziran 2013 Perşembe

anahtarlık koleksiyonum;

koleksiyon yapmayı sevenlerdenim bende.. ancak tek bir konu üzerinde takılıp kalanlardan değilim.. sanırım bu birşeyleri saklama ve biriktirme huyumdan kaynaklanıyor.. mesela kitap ayracı koleksiyonu yaptığını bildiğim için bulduğum aldığım bütün ayraçları patronun kızına verirdim.. hala daha öyle davranırım ama hediye gelenler için aynı muameleyi yapamadım maalesef.. dostlarımın hatıralarını kimseye veremezdim ve böylece az da olsa ayraç koleksiyonum oldu :) aynı konu anahtarlıklar içinde geçerli: aldıkça, hediye geldikçe kapının tokmağına takardım ama artık orada duramayacak kadar çok olunca çözüm düşünmeye başladım.. dolabımın kapak içinde atkı fular tarzı eşyaları asmak için bir askım vardı, hemen onları başka bir yere aldım ve anahtarlıkları çubuğa dizdim.. karşıdan bakınca aaa ne kadar azmışlar dedim biliyormusunuz :) aslında doğru da sayılır çünkü kutusunda olan iki üç tane daha var onları da zuladan çıkarıp asayım bari :)

19 Haziran 2013 Çarşamba

hayrabolu [peynir] tatlısı;

aslında orada ayyrabolu datlısı olarak anılsa da gerçek ismi hayrabolu tatlısıdır :) hayrabolu tekirdağın ilçesidir ve halkın çoğu rumeli'den gelmedir.. 

tarifi yokmu yapalım diyenler annemineli' ne
en hızlı nereden alabilirim diyenler peytat'a
hiç uğraşamam hemen gidip yemek istiyorum diyenler de özcanlar'a koşsun :)


hayrabolu tarihçesi içinse tık tık

17 Haziran 2013 Pazartesi

bir pilav günü: bir tarihe tanıklık: bir Haydarpaşa Lisesi;


heyecanla geçen okul yılları.. mezuniyetler.. vedalar.. buluşmalar.. pilav günleri.. birçok okuldaki gelenek halini alan efsanevi pilav günlerinden birinde konuk olarak bulundum geçen hafta; Haydarpaşa Lisesi 79.pilav günü.. onca yıl aksatmadan bir düzen içerisinde devam ediyor olması ne güzel değilmi? 1934 de kurulan lise şimdiki Marmara Üniversitesinin Haydarpaşa'daki kullandığı tarihi binasında imiş o zaman.. 1984 yılında tarihi binasından ayrılmış, geçici başka yerde hayatına devam edip 1990 yılında koşuyolu'ndaki yerine taşınmıştır..

14 Haziran 2013 Cuma

teselli yastığı;


neden mi? bunca yaşananların ardından keyfile iş yapacak hal pek çoğumuzda yok biliyorum.. buna bağlı olarak en iyi stres atma araçlarından biride aslında hobilerimiz olan; dikiş & nakış işleri dimi? işte bende bu sefer bir iş başarmış olmanın değil sadece stres atmış olmak için oturdum gecenin bir körü makinenin başına.. trrr trrrr trrrrrrr diye çıkardığı seslere aldırış etmedim, bastım pedala..  komşu rahatsız olsa da umurumda olmadı bu sefer.. kestim biçtim, diktim ortaya bu çıktı.. çok başka planlarım vardı sair zamanda ama bu hal içinde sonuç bu!