31 Aralık 2012 Pazartesi

hoşgeldin 2013;


herlesin dilekleri kabul, gönlü neşe ile dolsun..
sofralar bereketli, işler hep hayırlı olsun..
sağlık, neşe ve mutluluk peşinizden koşsun..

sevgilerimle...









27 Aralık 2012 Perşembe

Kendinizi denizde hissedeceğiniz bir mekan: Foça Balık;

kendimi kaybettiğim, binaların bitişinde görünse bile içeri girdiğinizde kendinizi deniz hatta okyanus kıyısında hissettiğimiz mekan: Foça Balık Ataşehir... etkileneceğimi bildiğim ama bu kadar etkilenebileceğimi bilmediğim muhteşem lezzetlerin diyarı.. hangi birinden saymaya başlasam bilmiyorum.. öncelikle daveti için sevgili Senem ve Burçin hanım'a teşekkür edeyim.. sonra rüyalarıma giren her bir lezzet için şeflere sonsuz şükranlarımı sunayım.. sonrasında şimdilik diyecek tek söz fotolara bakın yeter;

24 Aralık 2012 Pazartesi

yeğenimin doğum günü'sü hazırlıkları;

sevgili nilay'ımın yaptığı cicişler geldi bizim eveee.. nedenmi? çünkü bizim evde kocaman bir kovan vardı da ondan :) fıstığımın arabasına sağlık gittik aldık cumartesi onları uzaklardan geldik.. bende gece pastayı yaptım, aslında bende yapmadım: başka şeylere de vakit ayırmam gerektiği için stres olur pastayı tutturamam diye hazır pandispanya aldım bu sefer :) arasına yalancı tavuk göğsüne çok benzeyen bir krema yaptım.. üzerine muz, ceviz, damla çikolata ve bal ilave edince: ballı ballı bir kovan oluverdi... üzerine de balı su ile inceltip gezdirdim.. kekin kendisi kovan renginde olduğu için böyle düşündüm.. yoksa kovan rengi krema yapmak da çok zaman alacaktı :)

13 Aralık 2012 Perşembe

kırmızı kasa ganimetlerim;

bir dönem plastik kapakları toplayıp bakkala koşardık promosyonları almaya, bu sefer teneke kutular için farklı bir uygulama yaptılar, bileniniz vardır! niye böyle söyledim çünkü kırmızı açma halkalarını topladığımı gören herkes şaşırıyor da ondan :) bu halkalardaki şifreyi kırmızıkasa adresine üye oluyorsunuz ve her şifre başına 3 puan kazanıyorsunuz.. biriktirdiğiniz puanlar ile dükkandan promosyon hediye alıyorsunuz.. bende epeydir biriktiriyordum.. geçenlerde artık birşey alayım dedim; zira büyük puanlı hediyeleri almak için beklemeye tahammülüm kalmadı :) bu tuzluk&biberlik setini seçtim.. bugün elime ulaştılar ve beni çok mutlu ettiler.. 

10 Aralık 2012 Pazartesi

bir fuar'ın ardından;

sağımda solumda marka model yazmayan tek foto bunu bulabildim :) burası fuar alanına yakın beylikdüzü'nde bir restaurant: muhtarın yeri..  servisi ve kalitesi ve canlı müzik programları ile bölgede sevilen bir mekan.. biz iş nedeni ile yaklaştık oraya bulduk gittik öneri üzerine, ancak kesinlikle o bölgede oturanların ve yolu düşenlerin uğraması gereken bir mekan! 
biz sevgili çin'li misafirlerimiz geldiği gece anadolu havasını yansıtacak bir mekan! diye ararken tavsiye üzerine gittik di.. masaya misafirlerimizin ülkesine ait bayrak bile geldi ki ben giriş salonda bütün ülke bayrakları var ne güzel dedim di ama masaya geleceklerini beklemiyordum! 
fuar zamanı başka ne mi yaptım; gelen giden misafirlerimize ikramlarda bulunduk, hal hatır sohbetleri ettik, sergilediğimiz ürünler hakkında bilgi verdik.. tüm bunları yaparken nerdeyse tam günde ayakta idik :) ayaklarımızın halini siz düşünün çünkü ben 19-25 pont topuklarla bütün gün dolaşan kızları düşünüyorum :))

3 Aralık 2012 Pazartesi

etkinliklerde son durumlarım :)

bloglar arası başlattığımız ve öncülüğünü sevgili alonenes'in yaptığı motif motif battaniye etkinliğimizi sanırım hatırlıyorsunuzdur.. şubat ayında  başlamıştık ve halen aylık olarak devam ediyor.. bu etkinliği kaçıranlar ve yeniden katılmak isteyenler için yeni bir etkinlik başlattık eylül ayında ve kasımda bana sıra geldi :) bu daha kısa zamanlı ve 100 motiflik bir etkinlik oldu.. motifimiz kare kare klasik hanım dilendi bey beğendi örneği.. ama bitince her birimizin battaniyelerinin farklı görüneceğinden eminim.. bu kullandığımız iplik nako pırlanta.. ve öndekine göre çok daha çok daha daha çok güzellllll.....

30 Kasım 2012 Cuma

çooook şüküüüüüürrr;

son yayınlarım silinmiş olsada ben yine burada olmaktan havalarda uçuyorummmm......
blog'umun gerçek sevdiğim görüntüsüne kavuşmuş olmaktan dolayı büyük bir mutluluk içindeyim.. tarif edilemez şekilde evime dönmüş olmanın sevinç çığlıklarını atar durumdayım.. yani kek börek çörek yapıp gelen gidene dağıtasım var!
bu sanal alemden bunu yapamazsam da sevgili dugi için birkaç renkli kalem aldımdu bu mana ile birleştiriyorum kabul buyurursa.. güzel güzel ders çalışsın sınavlarını bir çırpıda hooop diye geçiversin diye!!!

ohh beeee evim evim güzel evim der gibi hisler içersindeyim!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   

8 Ağustos 2012 Çarşamba

meşhuuur karıncalı park ve karıncalar;

bu parkın meşhur olması yada karıncaları ile meşhur olması bizim büyük velet Nail'e özgüdür :) benimle geçirdiği tatilinde genelde ofise geliyor olduğunu söylemiştim.. e haliyle hergün aynı yoldan ve aynı yerleri görerek gidip geldik :) parkın içersinden geçen yollar üzerinde hemen hemen aynı saatlerde [ki o da benim işe geliş gidiş saatlerine denk geliyor] karıncaların geçiş törenleri var; bir toprak kısımdan bir diğer toprak kısmına yürüyüş yolu üzerinden geçiş yapıyorlar.. ve özellikle sabahları her parka girişimizde karıncaları unutmaması ve üzerlerine basmaması için uyarıda bulundum.. bir sabah Nail şöyle dedi: - ya hala! bu park artık meşhur oldu.. her gelirken hatırlatıyorsun ya bana karıncalı parka geldik dikkat et diye! bundan sonra şöyle diyelim o zaman: meşhurrrr karıncalı park! hep öyle hatırlarız bu parkı.. işte o andan sonra bu parkımızın adı meşhurrr karıncalı park oldu..

6 Ağustos 2012 Pazartesi

unutulmayanlar: Mustafa Güzelgöz; Eşekli Kütüphaneci;


Mustafa Güzelgöz, diğer adıyla Eşekli Kütüphaneci (d.1921-ö.2005). Kütüphaneyi halkın ayağına götürmek düşüncesi ile Ürgüp seyyar kütüphanesinin yedi katır ve üç atı ile yöredeki 36 köye hizmet götürmüştür. 1972 yılında emekli olan eşekli kütüphanecinin yaşam öyküsünü, yazar Fakir BaykurtEşekli Kütüphaneci adlı eserinde romanlaştırmıştır. Ayrıca yazar Ahmet Şerif İzgören "Süpermen Türk olsaydı Pelerinini Annesi bağlardı" adlı kitabının girişimcilik bölümünde Mustafa Güzelgöz'ün hikâyesini anlatmaktadır. Güzelgöz’e1963 yılında “Amerikan Barış Gönüllüleri Derneği’nin İnsanlığa Hizmet Ödülü” verilmiştir. Mustafa Güzelgöz, Nevşehir Devlet Hastanesi’nde tedavi görürken 18 Şubat 2005’te kalp yetmezliğinden ölmüştür.

oje&günün kombini: fosforlu sarı;

flormar'ın en fosforlu sarısı 420.. harika bir renk! gündüz ayrı parlıyor gece ayrı parlıyor.. iç açıcı, neşeli bir renk.. sürüşü de güzel kıvamı da! 
bütün yaz boyu sürsem bıkmayacağım bir renk oldu bu! ancak ramazan ayına gelince ara verdim ojelere.. aslında eskiden gündüz sürer eve gider gitmez de çıkarırdım ama şimdi buna hiç vaktim yok eve gidince ancak yemek yapmak sofra kurmak için vakit oluyor :) 
eteğimi görüyorsunuz kot ama üstündeki tişörtümü unutmuşum çekmeyi :) aynı ojelerin rengindeydi.. ve kombine dahil olan objeler nasıl çekmişler gene renk rengi değilmi?

3 Ağustos 2012 Cuma

oje: mint & Pastel83;

pastel kokulu ojeler serisi'nin sanırım en çok tutulanı minti'ydi.. nereye gitsem setin minti sırasının boşaldığını gördüm.. ve kime sorsam varsa istediğin alayım size diye; cevap hep minti oldu :)
bende daha önce denemiş ve çok sevmiş olmama rağmen bir değişiklik olsun diye yine Pastel'in 83 mintisini alta bir kat olarak atıp üstüne kokulu mint'i sürdüm.. eğer planım tutarsa bu minicik minti'yi daha uzun süre kullanmak hayalindeydim :) ama olmadı yemediler hahahaha :) altına aynı renkte olsa farketmez, başka bir oje sürdüğüm için olduğunu düşünüyorum, kokusu hiç olmadı, koku kayboldu gitti :)

ben&jerry's dondurma;

büyük yeğen Nail'imin istanbul seyahati sırasında tanıştım kendisi ile.. sürekli afişlerini görürdüm ama denemek kısmet olmamıştı.. Nail'i kuzenimin kızı ile birlikte buzdevri-4 filmine götürdüm vizyona girdiği ikinci gün; ben dışarda beklemiş ve mağazaları gezme vakti yakalamış oldum du :) bu bekleyişlerde ise dikkatimi çeken bu dondurmayı deneme şansını yakalamış oldum böylece.. tat, koku, aroma ve kıvam olarak gayet iyi.. fiyatıda iyi :) yani biraz pahalıydı.. ha bu lezzete değmezmi? tabiki değerdi ama senede bir kere ancak  :))))

2 Ağustos 2012 Perşembe

ağaç'larımıza, orman'larımıza sahip çıkalım;

son zamanlarda hiç bir ağaca sarıldınızmı? sloganıyla doğa dostlarına seslenen TemaVakfı'nın çabaları takdir edilecek kadar büyük, her zamanki gibi... bu amaca hizmet eden başka bir çok kurum yada özel topluluklar da var! siviller de!
mesala; ben doğaya zarar veriyorlar diye bütün atık çöpleri ayrı depoluyorum evde.. önce bundan birşey olurmu diye bakıyorum, olmuyorsa dönüşüm amaçlı atık kutusunda yerini alıyorlar..
ancak bütün bunlar toplumun tamamını harekete geçirmeye yetmiyor yada toplum farkında da karar mekanizmalarını çalıştıranların parasal güdülerine hitap edemiyorlar..
nerde bir ev yapılabilecek arazi göz dikiyorlar kanunları bile değiştiriyorlar iki gün sayılacak kısa sürede hoop ev arazi tesis v.b. inşa ediyorlar.. istanbul bu darbelerden en çok etkilenen ve en çok talan edilen şehrimiz.. birşeyler yapmamız gerekiyor.. birşeyler yapmamız, gerekiyor...
birşeyler yapmamız gerekiyor!!!!!!!!!!!!!!!!!!
BİRŞEYLER YAPMAMIZ GEREKİYOR!!!

şimdide gözler BELGRAD ORMANINA dikilmiş !!!
geç olmadan birşeyler yapmamız gerekiyor!!!!!!!!!!!!!

ilgili yazı için tık tık..

1 Ağustos 2012 Çarşamba

dört parçalı etek;

en kolay dikilen etek modellerinden biridir bu dört parça.. kemerli yada lastikli olarak da tercih edilebileceği gibi dikkat edilmesi gereken tek konu ise kullanılan kumaşın desen yönü!!
kullandığım bu kumaşta olduğu gibi: desen hep bir yöne doğru bakan bir kumaş seçmişsek parçaların her birinide aynı yöne doğru biçmemiz gerekiyor.. burdaki sorun ne diyeceksiniz :)
iki sorun var: birincisi desenler ters düz olursa çirkin bir eteğimiz olur :) ikincisi ise düz desenliden ziyade daha fazla kumaşa ihtiyacımız olmasıdır.. yani elimizde bir boy kumaşımız varsa çift en olsa bile kalıbı geniş bir beden için dört parça etek yapamayız ancak lastikli bir etek çıkarabiliriz bu kumaştan.. bu noktayı aştıktan sonra eteğimiz için başka bir sorun kalmıyor hemen dikiveriyoruz :) sanırım kalıp, biçki ve dikiş aşamaları ile ilgili hiçbirşey yazamayacağım.. durun hemen paint'de bir kalıp çizip geleyim de en azından temel bir kalıp görme şansınız olsun.. evet şablonu aşağıya ekledim...

EKER Su Muhallebisi: sınırlı sayıda: hemde 1 TL'ye;

Sınırlı sayıda üretilen Eker Gül Sulu Su Muhallebisi, muhallebisinin içeriğinde çok az miktarda Sektörünün yenilikçi ismi Eker’den Ramazan’a özel yeni bir lezzet daha. Hürrem’in çok sevdiği ve sık sık sipariş vererek, Saray aşçılarına hazır ettirdiği Gülsulu Su Muhallebisi’ni, Eker Ramazan’da sizlerin sofralarına taşıyor.


Osmanlı mutfağının sevilen tatlılarından gül sulu su muhallebisi, bu yaz Ramazan sofralarına lezzet ve hafiflik getiriyor…


Süt ve süt ürünleri konusunda 35 yıldır tüketicilerini kalite ve tazelikle buluşturan Eker Gıda, sofralara yeni tatlar kazandırmaya devam ediyor. 5 yıldır sütlü tatlı üreten Eker, Osmanlı mutfağından günümüze ulaşan ve hafifliği nedeniyle yaz tatlısı olarak da bilinen su muhallebisini, gül suyunun ferahlatıcı etkisi ile buluşturdu.

31 Temmuz 2012 Salı

unutulmayanlar: Hüseyin PEYDA;

Hüseyin Peyda, (27 Ocak 1922, Şanlıurfa - 30 Temmuz 1990, İstanbul)


1922′de Urfa’da doğdu. Asıl adı Hüseyin Örmen’dir. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümünde bir süre okuduktan sonra Türkoğlu adlı bir dergi çıkardı. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra sinemaya oyuncu olarak girdi. Oynadığı bir çok filmde, sigarayı serçe parmağının arasına sıkıştırarak tutan, renkli gözlü, kötü karakterlerin değişilmez oyuncusuydu…

hoşgeldin: beytullah bebek;

bu sefer doğum vaktinden önce memlekete giden birini bulmuşken elimden ne geliyorsa yaptım ve kuzenim için hazırladığım cicişleri gönderdim di.. bir hafta olmak üzere bebeğimiz dünya'ya geldi.. sağlıklı sıhhatli ama sarışın değil :) simsiyah saçları var ve bu figürü alırken satıcıya demiştim bunun esmeri olması lazım bu aileden sarı bebek çıkmaz diye :) ama olsun bebeklerin hepsi melek zaten renk ayrımına gereNK yok diye konuyu kapadık dı...

26 Temmuz 2012 Perşembe

selimiye'de bir kütüphane;

bir çarşamba günüydü.. üsküdar selimiye'de mahalle pazarına çıkmıştık sultan ile.. sonra herkesin beklediği ama bizim beklemediğimiz yağmur üstümüze düşüverdi :) biz beklemiyorduk çünkü kuzey/güney setinin oralarda foto çekilmeye çalışıyorduk ama yarım kaldı böylece... o anda hep sevdiğimiz, hep aklımızda olan kütüphanelerimizden birinin içinde buluverdik kendimizi: selimiye halk kütüphanesi... belleğimizdeki hallerinden daha da güzeldi burası! daha çok kitap var artık eskiye göre.. hatta bilgisayar bile var.. ders çalışma bölümleri.. evde yerim yok çalışamıyorum diyenlere artık üzülmüyorum.. meğer büyük bir hazine var ellerimizin altında da biz değerlerini bilmiyor görmezlerden geliyormuşuz..  

24 Temmuz 2012 Salı

bir bebek hoşgeliyor partisi;

ramazandan önceydi, güzel güneşli bir gündü.. kuzenlerim bursa'dan fıstıkvepati'de bodrum'dan tatilden gelmişti.. ben çok heyecanlı ve panik bir şekilde pasta ve kurabiye yapmaya çalışıyor telaşlandıkça dostlarım tarafından sakinleştiriliyordum :) gece bitip güne bağlandığımızda uyuduk :) öğlen olduğunda ise işler bitmiş kahvaltı yapılmış.. pastalar hazırlanmıştı bile.. eh bu kadar yetenekli insanlar olunca etrafımda başka türlü olmasını bekleyemezdik değilmi? çok eğlendiğimiz, sohbet muhabbet ve neşe içersinde geçirdiğimiz güzel bir gün oldu.. sevgili mutfakdoktoru'muzun bebeği için organize olduğumuz bu ışıltılı günde katkısı olan herkese bende kendi adıma bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.. tema'mız nirvana'nın çok sevdiği yusufçuktu.. renk de maviden farklı olsun da ne olsun dediğimizde yine kendi seçimini öğrendik ve bu cicişleri çıkardık ortaya! elimizin yettiğince hazırladığımız günden fotoları görünce ben asıl şok oldum.. detaylar ne kadar da güzelmiş be dedim.. renk zaten bir dönem aşkımdı benimde :)

20 Temmuz 2012 Cuma

bereketli ve hayırlara vesile bir ramazan olması dileği ile;

Ramazan ayı (Arapça: رمضان Ramaḍan), Hicri takvime göre yılın dokuzuncu ayı. İslamiyet'te Ramazan, oruç tutma ayıdır ve kutsal kabul edilir.

Arapça kökenli bir sözcük olan "Ramazan", "Ramiza" (çok sıcak olma) kökünden geldiği düşünülebilir. Ramazan ayı, İslamiyette Hicri takvimin kullanılmayıp Güneş takvimini kullanıldığı dönemde Temmuz-Ağustos aylarına, yani yılın en sıcak dönemine denk gelmesinden ileri geldiği söylenilebilir.

Ramazan ayının zamanı Hicri Takvim'e göre düzenlenir. Hicri takvim, Halife Ömer'in zamanında düzenlenmiştir.

Hicri Takvim bir ay takvimi olduğu için yıllar, miladi takvimden 11 - 12 gün kısadır. Bunun sonucu olarak Ramazan ayı her sene miladi takvimde öne kayar. Yaklaşık olarak her 32 senede bir, Ramazan ayı aynı tarihlere denk gelir.

nüfus kağıdı bohçası;

bizim oralarda (trabzon) adettir söz kesilme yapıldıktan sonra nüfus kağıdı verilir.. yani damat tarafı sözü aldık ama bu yetmez verin bakalım kızımızın kafa kağıdını da emin olalım vede nikah işlemlerine başlayalım nidaları ile gelirler nüfus kağıdı almaya.. ve geleneklere göre bir tepsi içinde sunulur erkek tarafına nedime niyetine gelinin bir yakını tarafından.. bu tepsi her şekil olabileceği gibi gümüş olsa çok makbul olur her zaman daha bir göz doldurur.. hele ki sonralardan bu gümüş telkarilerden nüfus kağıdı kapı bile yapılmıştı ki bu gelinle damadın fotoğrafını koyabileceği ve evlerine hediye giden bir model oluyordu.. şimdilerde böyle incik boncuk tül modası hakimken benim becerikli kuzenlerden mervoş; bu harika bohçacığı yapmış bir yakınımızın kızı için.. bizim evden geçiş yaptı bu nedenle fotoğraflarını çekme imkanı buldum.. törene katılamadığım için tepsi içindeki dolu halini göremiyorsunuz.. artık bir sonrakine kısmet! kapalı bir cebin dışını tül ve gül ile süslemiş ve inci boncuk ile şıkır şıkır hale getirmiş.. ışıl ışıl tül kullanmış olmasıda süper olmuş bence..

19 Temmuz 2012 Perşembe

bir süpriz bir konser ve güzel bir gece!!!!

iyi bir süpriz oldu bence.. ne yapacağımı tahmin edemediğine göre! değilmi? turkcell kuruçeşme arena'nın önüne geldiğimizde belki demiş sonra okul arkaşlarınıda görünce anlamış konsere gittiğimizi :) ya bende olsam hep merak eder sorardım yol boyunca :)

evet konu şahsın kim olduğunu söylemedim değilmi? bizim blogdayaparimkariyerde varya işte ta kendisi! d-GU tasarımlarının sahibi.. çıtır müşavir.. bir yaş daha büyümüş olmanın şaşkınlığı içinde çok eğlendi konserde!!

18 Temmuz 2012 Çarşamba

diyette yedinci gün ve diş ağrısı;

bütün şartlara rağmen diyetime devam ediyorum ve vugün son gün! ama arada kesintiye uğrattığım için kilo kaybında hedef olan rakkama ulaşamadım 5 kilo yerine sadece 1,5 kilo verdim.. ilk üç gün listeyi birebir uyguladım.. biliyorsunuzki haftasonu karışıklığı nedeni ile 4.ve 5.gün listenin dışında kaldım ama normalden çok çok az yiyerek idare etmeye çalıştım.. 6.günde tam uydum sayılır bir yiyeceğin yerine alternatifini koyarak ama diş ağrısı vurunca karpuzu kesmek zorunda kaldım.. yediğim anda sızı tavan yapmaya başladı ve bir yanağım diğerinin iki katı boyuta ulaştı :) ve ilaç kullanmaya başladım :)

16 Temmuz 2012 Pazartesi

diyette 6. gün;

sabah kahvaltısında mis gibi peynirli omlet vardı.. oh ne yedim bilseniz: bir yumurta ve 30gr.peynirden bu kadar lezzetli bir omlet olabileceğini unutmuşum :)
-nasıl gidiyor? derseniz
-sanırım pek iyi gitmiyor :( diye cevap verebilirim.. hafta sonu çok güzel iki gün iki gece geçirdim.. sevdiğim dostlarım, arkadaşlarım ve akrabalarımla değişik ve ortak zamanlı anılarımız oldu.. yemek, çay, sohbet, etkinlik, gezme tozma, alışveriş derken maalesefki diyete uyma şansım olmadı :))) ama şöyleki bunu fırsat bilipde işi abartmadım.. liste üzerinde o gün ne yediysem not aldım saklıyorum bittikten sonra toplu olarak yayınlacağım ve kilo kontrolü yapacağım.. şöyle ki bu bozukluğa rağmen kilo almadım ama vermedim de :) ama bir rahatlık var da sadece mide şişkinliğim var: malum gastrit reflü olayları.. yarında yedinci ve son gün bu iki günde uyabilirsem ve son günkü rapor fena çıkmazsa ramazan'dan sonraya devam etmek üzere diyeti askıya alıyorum demektir..

tiyatro: Hedda GABLER;

Hedda Gabler, Norveçli oyun yazarı Henrik Ibsen tarafından ilk kez 1890 yılında yayımlanan bir oyundur. 1891 yılında Almanya'da gösterildi ve Hedda'nın dönemin ahlâk yapısına uymadığı gerekçesiyle olumsuz eleştiriler almasına rağmen 19. yüzyıl tiyatrosunda ve dünya dramasında bir klâsik oldu. 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın yeni oyunu Hedda Gabler, Nisan ayının üçüncü haftasında seyirci karşısına çıktı. Henrik Ibsen’in yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyun, 18-29 Nisan 2012 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde sahnelendi ve bizde izleme şansı bulduk...

elektronikleri geri dönüştürün öğrencilere burs sağlayın;

bir kapak iki kapak derken.. tüm türkiyeye yayıldı kapak toplama kampanyaları.. ve bunların karışılığında da hem doğayı koruyor olup hemde bir faydaya imza atmak çok büyük mutlutluk bence... şimdi de ODTÜ'lülerin başlattığı bu projeye destek olmak için elimizden geleni yapalım diyorum.. ve bu bağlamda yeni bir alışkanlığı herkese yaymayı başarabilir hem öğrencilere burs sağlanmasına destek olabiliriz hemde doğadan bir zararlı maddeyi daha uzaklaştırmış olmanın mutluluğunu yaşarız..

lütfen duyarsız kalmayalım... !!!

13 Temmuz 2012 Cuma

diyette ikinci günden haberler;

karpuz kısmı çok iyi gidiyor çünkü karpuz yazın çok iyi gidiyor :)

onun dışında çok yoğrut tüketen biri olmadığım için zorlanıyorum biraz.. öyle sade sade çok yavan oluyor bende patlıcan salatasına katık edip yedim ama salata bitti yoğurt bitmedi :)

kilo: 60,7 kg

bel : 79 cm
basen: 93 cm

12 Temmuz 2012 Perşembe

seminer sonrası konser çok iyi olMUŞtu :)

mart'31 deydi fıstık ile birlikte yeni çıkacak olan ticaret kanunu ile ilgili oda'nın seminerine katılmıştık.. vaktinde gitmiş olmamıza rağmen arka sıralarda yer aldık ve hocayı ancak dürbünle görebilecek mesafede kaldık dı :) buda işimize geldi açıkçası.. elimizdeki notlara baka baka dinledik işte uzaklardan yakına gelen sesi.. sürekli olarak şuradaaki buradaaaki diye başlayan cümleleri ve sizinle özel birşey paylaşacağım deyip bizi kandıran ve sadece ticaret kanununu anlatan hocamıza çok da yakın olmak da iyi olmazdı değilmi? hahahaha.. acaip keyifli bir dinleti oldu bizim için, güldük, eğlendik, bilgiler aldık.. hocamızıda ayrıca çok sevdik!! sonrasında sultan ile buluşup bağlarbaşı kültür merkezinde konsere gitmiştim: bir bestekar anma gecesi idi ve o muhteşem bestekarlardan biri Yesari Asım Arsoy şarkıları ve hayatı anlatılıyordu!! yolda giderken bacım selma hastaneye yattım diye arayınca konserden sonra hemen hastaneye gitmiştim.. yahu ne heyecanlı koşturmacalı günlerim oluyor benim!

11 Temmuz 2012 Çarşamba

bir cuma günü hikayesi ve kaia;

mutfakta yemek yaparken
genelde masa başında çalışırım ya ben bilirsiniz ama bazı günlerde klonlanmış gibi heryerde olurum :) işte geçen cuma günü mutfak-çarşı- banka-dövizci derken akşam evde kendimi iki80 uzanmış buldum du :)

bu günce ile birlikte en sevdiğim elbisemi de size göstermiş oldum :) nere gitsem sıkça giydiğim hem altına aynı kemeri renginde sandaletle kombinleyebildiğim hemde birebir renkleri ile topuklu bir ayyakabı ile kombinleyebildiğim için çok sevdiğim ve giyerkende rahat ettiğim bir elbise bu.. kaia diye bir mağazadan aldımdı geçen sene.. ama artık bahariye şubesi kapanmış şimdi pendiklere diğer şubeyi bulmaya gitmek gerek..

karpuz diyeti: 7 günde 5 kilo;


bugün birinci günüm! görüldüğü üzere sabah menüsünü yedim bile :) geçen yılda bu diyeti yapmıştım ve bir çikolata bir dondurma ilavesi ile bitirmiştim :) ya gülmeyin ama ilk gün alışmak çok zor oldu çünkü o zamanlar çok abur cubur yiyordum dolapta çekmecede her yerde karşıma çıkıyorlardı..

10 Temmuz 2012 Salı

nail ile mutfak'ta: yumurta pizzası;

önce bakkala gittik malzemelerimizi aldık.. daha doğrusu eksik olanlarını tamamladık.. kaç yıldır ahmet abi'den alışveriş yaparım ama hiç fotoğraf çekilme konu olmamıştı.. genelde bana hazırladığı kahlatı tabaklarını fotolardım ya :) bu sefer hem ahmet abimizi çalışırken çektik hemde birlikte poz verdik :)

fırından da sıcak ekmeklerimizi aldık ve doğru mutfağın yolunu tuttuk;

9 Temmuz 2012 Pazartesi

tanıtım: etkinlik: HERBALİFE;


Herbalife ile neşeli ve lezzetli bir akşam geçirdik; EKS mutfak'da biraraya geldiğimiz sevgili arkadaşlarımız ile ve değerli şeflerimizin öncülüğünde Herbalife'li tarifler hazırladık.. kocaman neşeli ve leziz bir sofra kurduk ve yaptığımız yemeklerimizi hep birlikte tattık.. Bu güzel etkinlikte emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.. 

unutulmayanlar: Reşit GÜRZAP;

Reşit Gürzap (d. 1912, İstanbul - ö. 9 Temmuz 1990, İstanbul), Türk tiyatro oyuncusu.



İlk tiyatro çalışmalarına amatör olarak başladı. Bir süre Kadıköy Süreyya Opereti'nde çalıştı. 1934 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'na girdi. Yerli ve yabancı komedilerdeki rolleriyle başarı ve ün kazandı. Tiyatronun yanı sıra sinemada da oyuncu ve seslendirme sanatçısı olarak çalıştı.

3 Temmuz 2012 Salı

unutulmayanlar: Orhan GÜNŞİRAY ♥♥♥

 Orhan Günşiray
(d. 3 Temmuz 1928 - İstanbul - ö. 27 Ağustos 2008 - İstanbul) Türk sinema sanatçısı.

dünde, önceki günde çok aklımdaydı.. hele bu sabah mutlaka kendisi ile ilgili bir yayın yapmam gerekiyor diye aklımdan geçirip durdum.. biyorgafisine baktığımda ise çok şaşırdım ve üzüldüm.. üzüldüğüm konu çok yakın bir tarihte ölmüş olduğu ve onunla tanışma fırsatını kaçırmış olduğumdu.. şaşırdığım konu ise bugün doğum günü olması!!! bugün kendisini o kadar çok düşünmemin sebebi buymuş demek! ölüm yıldönümünden ziyade onu doğum gününde anmak sanırım kendisini daha mutlu edecek!

sevgiler yakışıklı! mekanın cennet olsun!

2 Temmuz 2012 Pazartesi

güneş'le zor dostluğumuza bir çare: ACTİVAR;

cumartesi sabahı Dr.Yaman ER ve sevgili Yeşim hanım önderliğinde Kadıköy, Balon Cafe'de gerçekleşen toplantıda çok önemli bilgiler edindik.. yüzyıllardır güneşe çıkalımda şifa bulalım beklentimizin ozon tabakısının yırtılması ile başlayan günümüz sürecinde güneşten kaçalım da sağlam kalalım davranışına dönüştüğünü hepimiz biliyoruz.. buna paralel olarak güneş ışınlarından ne kadar zarar gördüğümüzü ve nasıl korunabileceğimizi maalesef ki bilmiyoruz.. ve ne kadar bilmediğimizi de bu toplantıda öğrendik!!! mesela yüksek koruma faktörlü güneş kremlerinin cildimizi korumadığını tam tersine, daha çok zarar verdiğini lekelerden tutunda cilt kanseri oluşumuna sebebiyet verdiği veya zemin hazırladığını duyunca şok olduk!! Dr.Yaman bey'in bıkmadan bütün sorularımıza yanıt verdiği bu toplantıda ACTİVAR ile tanıştık..

29 Haziran 2012 Cuma

unutulmayanlar: BARIŞ AKARSU ♥♥♥



 
Barış Akarsu, (d. 29 Haziran 1979, Bartın – ö. 4 Temmuz 2007, Bodrum), rock müzik şarkıcısı, TV oyuncusu.


ve kalbimizde parlayacak bir yıldız!!!!!!!!!!!!!

28 Haziran 2012 Perşembe

flormar'dan şık şişeler; düğmeler v.s. :)

değişik bir dizayn ile flormar bu yaza renk katan kozmetik firmalar'dan biri oldu.. 16 renk çeşidi ile sınırlı bir kolleksiyon olarak görünsede, içerdiğindeki renkler muhteşem ve yaz boyu bizi renklendirmeye yetecek kadar var :) serinin dışarıdan görünen en büyük özelliği şişelerin kapaklarının oje renkleri ile birebir olması.. benim etiketsiz ambalaj tercih etme huyum yüzünden çıplak kalan şişe tıranklarla daha da bir bütünleşiverdi :)

geçen günün kombini ve bizim bakkal;

sorarım size: şimdi bizim çocukluğumuzdaki gibi bir bakkal varsa mahallenizde: gittiğinizde raflarda ne var ne yok bakmazmısınız? ilginizi çeken birşey olunca almazmısınız? herkes bilir benim abur cubur merakımı ama inanın buna sebep bizim bakkal değil :) kendime uygun bir şey bulamaz isem de başkalarına diye uydurur alırım bazen birşeyler.. genelde gelen çocuklara verir yada gittiğim yerde elim boş olmamış olurum.. bahaneler işte kısaca hepsi bu ama ben eski bakkalarımızda olan leblebi tozunu, salçalı sucuklu tostları, teneke kutulardaki bisküvileri özledim..

27 Haziran 2012 Çarşamba

kız kulesi'nden bir kaç kare daha;

aşk yasaklısı hera'nın büyük aşkı ve hazin sonu hikayesi.
Kız Kulesi, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı'nın Marmara Denizi'ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.
Üsküdar'ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 24 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile birleştiği yerde küçük bir ada üzerinde kurulmuştur. Bazı Avrupalı tarihçiler buraya Leander Kulesi derler. Kule hakkında pek çok rivayetler bulunmaktadır. Evliya Çelebi kuleyi şöyle tarif eder:

26 Haziran 2012 Salı

aileler babasız, insanlar evsiz kalmasın: bu dünya hepimize yeter;

Uçağımız neden düşürülmüş / Uyandırma Servisi 


Suriye savaş uçağımızı düşürünce, başta mutasyona uğratılmış medya olmak üzere ilgili çevreler, ‘hesabını soracağız’ moduna girdi.
Asalım, vuralım, Suriye’ye girelim naraları atanlar ve attıranlar yine neler saklıyor diye düşündünüz mü hiç?
Ama ben bir kez daha, “hadi ya, olmaz böyle şey” dedirtecek bilgiler paylaşayım.
Siz de belki yine paylaşım rekorları kıracak şekilde paylaşırsınız.
Düşürülen uçağımızın özelliği nedir?
Türk Hava Kuvvetleri’nin 2 Keşif Filo’sundan birinde ...görevlidir.
Bomba taşımaz. Yani tamamen silahsızdır.
Ne yapar bu keşif uçağı?
Adı üstünde keşif ve buna bağlı fotoğraf çekimi, bilgi toplama vb işlemler.

25 Haziran 2012 Pazartesi

"işte gidiyorum" dedi ve gideli 7 yıl oldu :(


Kâzım Koyuncu (d. 7 Kasım 1971, Artvin - ö. 25 Haziran 2005, İstanbul), geleneksel Karadeniz müziği ile Rock'n'Roll müziği sentezleyerek kendi tarzını yaratan Karadenizli müzisyen. 33 yaşında akciğer kanserinden vefat etmiştir.

22 Haziran 2012 Cuma

ayyakabılarım ayağımı sıkınca kenarlarını kestim;

heyecanla gelişlerini bekledim ama salı günkü hüzünlü olay ile ne geldiklerini nede eve oldukları bile unuttum sevgili converse'lerimin.. dün bu kutuda ne var modunda elime alınca şaştım kaldım.. tabiki neşe ve coşku içersinde değilim hala ama ayaklarım rahatlasın birde çok terliyorlar diye onlara takılmayayım diye giyiverdim.. Ojeler Flormar 417..

offf.. bugün kdv beyanname günüm.. hadi bana kolay gelsin çalışayım da biraz aklım dağılsın!!

21 Haziran 2012 Perşembe

Allah'ım sen sabır ver; dinsin bu acı, bitsin bu terör!

hiç keyfim yok.. acımız taze yüklerimiz hala yanık.. sanırım da nasırlaşmaya başladık! ne çok hüzünlü gün yaşıyoruz.. hani çok tatil yapıyoruz diye hesaplıyorlarda tatilleri kısmaya çalışıyorlar ya, birde bu yönden hesaplasalar, baksalarki kaç günümüz hüznün pençesinde... :(((

acıyı unutmadan onunla yaşayabilmek de hayatın bir kuralı ama ben yapamıyorum.. herkesin kendini bir avuntu şekli var tabiki biliyorum ama tatilinden bir kare off ağızlara şenlik şunu pişirdimler hayalimdeki etek elbise gibi detaylarda boğuluyorum ben.. tarzım farklı biraz benim: dün şehitlerime ağlayıp bugün güle oynaya yayın yapamıyorum.. diyelim ki ongün sonra gülüp göbekmi atacağım! tabiki hayır.. ama ağlamayacağımda: içimdeki kini büyüteceğim ve yüzümde bu vatana sahip olmanın verdiği gurur ile hafif bir tebessümle gücümü göstereceğim orda, burda ve heryerde!

ocağında küllenen ateşlerin isli dumanları ile gözleri yaşaran analarım! ellerinizden öpüyorum .. bu yolda mübah olan ne varsa yapılsın diye umuyorum.. devletim deseki hazırlanın bunları yoketmeye gidiyoruz: hemen saflarda yerimi alacağım..

20 Haziran 2012 Çarşamba

solan 8 fidan, yanan milyonlarca yürek!


Kıdemli Çavuş Ali Gümüş / Konya, Ilgın
Piyade Çavuş Cahit Kılıç / Diyarbakır, Hani
Piyade Onbaşı İsa Sayın / Muş, merkez
Piyade Er Umut Bulut / Samsun, Salıpazarı
Piyade Er Ali Yasin Erosmanoğlu / Trabzon, merkez
Ulaştırma Er Samet Bütün / Konya, Ahırlı
Piyade Er Mustafa Türkmen / Kütahya, Gediz
Piyade Er Yaşar Doymuş / Giresun, Tirebolu



18 Haziran 2012 Pazartesi

kim koydu bunları kitaplığa :)

aaa niye benden habersiz böyle şeyler yapıyorsun sultan?

ben sana üsküdar rossmann'a git dedim mi hiç?

git de oradan mini sport'lardan al dedim mi? hatta ve hatta merci'den de bir koca paket al da, benim kitaplığa sakla dedim mi?

demedim!

hiç hatırlamıyorum :)))))))))))))))))))

ama haberin olsun iyi saklayamamışsın! mini lerin yarısı, merci'lerin üçte 2si bitti bile :))))

15 Haziran 2012 Cuma

bulgurium: sebzeli bulgur pilavı;

mis mis.. elimi sıcak sudan soğuk suya sokmadan hemde!  paketi aç tencereye dök, üzerine 6 bardak su + 1 çay bardağı sıvıyağ ilave et karıştır pişmeye bırak..bu kadar.. daha önce mercimeklisini denemiş yine aynı mutluluğu yaşamıştım.. bulgurium bulgur çorbasınıda bayıl bayıla yedikdi...

evde de çiğköftesini yaptık ama onu fotoları yok :( hemen yemişiz :))

şimdi sıra kısır'da bakalım ne zaman yaparım ve kime kısmet olur :)

13 Haziran 2012 Çarşamba

yeni doğan hazırlıkları: Adil Berk;

bu cicişlerimiz trabzon'a gittiler.. dün otobüse bindiler ve sabah indiler.. hastaneye vardılar ve minik Adil Berk'in odasını süslediler bile.. annem ile görüştüm bunları gören doğurmak istiyor dedi :)

bilmiyorum hepsi bir arada cici durmuş olabilirler ama yine her zamanki gibi ben son dakkaların insanı olarak olduğu vakit kadar birşeyler yapmaya çalıştım işte diyerek sizi cep telefonum ile çektiğim fotoğraflar ile başbaşa bırakıyorum..

12 Haziran 2012 Salı

unutulmayanlar: Tanju OKAN;

Tanju Okan (d. 27 Ağustos 1938, İzmir - ö. 23 Mayıs 1996, İzmir), Türk şarkıcı, müzisyen ve sinema oyuncusuydu ve çok güçlü bir sese sahipti...

böyle başlıyor kaynakta hakkındaki yazı.. güçlü demek bence az kalır gibi geliyor.. kelimelerin gücünü hissettiriyordu desek fazla olmaz sanırım.. en sevdiğim şarkısınıda benim doğduğum yıl okumuş olduğunu öğrendim ya sanki daha bir seviyorum bu şarkıyı...

eşyalar toplanmış seninle birlikte... ahhhh ahhhh

8 Haziran 2012 Cuma

gazete okumak isteyen eteklerime kapansın :))))

dışarı çıkarken patronumun uyarısı: - ya yolda biri durdurup gazetelerinizi okuyabilirmiyim derse sana, ne olacak? şeklinde oldu :)
ben bu soruya önce cevap veremedim, sonra:  
- alırım otuz kuruşa bir gaste veririm.. dedim ama yemedi :) doğrusu merak ettim böyle birşey olurmu diye ve yollara düştüm.. okmeydanı, haseki, eminönü, üsküdar derken ofise geri döndüm :) yani kimse bana birşey sormadan geri dönmeyi başardım!!! ama bakan olmadı da değil.. ben onlara aldırış etmeden dolandım geldim :) bu sefer spor ayakkabı ile giydim gaste eteğimi ama topuklu ile daha bi cici durmuştu sanırım...

bulgurium: bulgur çorbası;

diğer arkadaşlarım gibi, geçen hafta gittiğimiz Dönerci Ali Usta lansman'ında bize hediye olarak verilen paketten çıkanları denemeye başladık birer birer..
ben ilk paketi kaptığım gibi ofise getirdim.. bulgurium bulgur çorbası: içinde iki paket var ve bir paket 5 kişilik..
pişirmesi basit yemesi kolay ama çok lezzetli.. ve acaip tok tuttuğunu söyleyebilirim.. zira biz tek çorba olarak değil ana yemek gibi yedik beş kişilik çorbayı ikiye böldüm kocaman çorba kaselerimize koydum ve patronum ile yedik bitirdik :)