11 Temmuz 2018 Çarşamba

unutulmayanlar: Srebrenitsa;

“Ölmek istiyordum, masum insanları koruma sözü verdiğimiz halde bize sığınan insanları koruyamadığımız için kendimi affetmiyorum”
Bosna’daki İnsanları Korumakla Görevlendirilmiş
Hollandalı Bir Asker


Temmuz 1995’de Yugoslavya iç savaşı sırasında Sırp ordusu, “Krivaya 95 Harekatı”nın bir parçası olarak Srebrenitsa’yı işgal etmiştir. Yaşanan bu olay bir işgal olarak kalmamış bir katliama dönüşmüştür. Çünkü Bosna – Hersek’in Srebrenitsa kentinde en az 8.372 kişi “Ratko Miladiç” komutasındaki ağır silahlı Sırp ordusu tarafından öldürülmüştür. Yapılan katliamda genç yaşlı demeden binlerce insan yaşamını yitirmiştir. Yapılan katliama Sırp ordusunun yanı sıra, Bosna-Sırp ordusunun “Akrepler” olarak bilinen özel birlikleri de katılmıştır. Ne Birleşmiş Milletler’in Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etmesi ne de kentte bulunan 600 Hollanda Barış Gücü askeri katliama mani olamamıştır. Srebrenitsa olayı, II. Dünya Savaşından sonra Avrupa’da yapılan en büyük insan katliamı ve etnik soykırım olarak Dünya tarihine kazınmıştır.


Yugoslavya’nın düşmesinin ardından, 1992 yılında Sırplar Yugoslav halklarına katliam uygulamaya başlamışlardır. Olaya müdahil olmak isteyen Birleşmiş Milletler 6 bölgeyi güvenli ilan etmiştir ve bu bölgelerden biri de Srebrenitsa’dır. Savaştan önce 24.000 nüfusu olan bu kent mülteciler ve dışardan kente sığınan insanlarla birlikte 60.000 nüfusa ulaşmıştır. Nüfusun artmasıyla bu kent artık hastalıklarla, açlıkla mücadele etmeye çalışan bir toplama kampına dönüşmüştür. Kenttekilerin kendilerini korumak için edindikleri silahlar da BM (Birleşmiş Milletler) güçleri tarafından güvenlik gerekçesiyle toplanmıştır. Sırp devlet Başkanı Radovan Karadziç’in emriyle, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp askerlerinin kente olan tacizleri sıklaşınca kamptaki insanlar silahlarının geri verilmesi için başvuruda bulunmuş; fakat kampın Hollandalı komutanı Thom Karremans bu isteği geri çevirmiştir. BM güçleri ise sadece kent üzerinde iki tane F16 uçurarak tepki vermişlerdir. Hollandalı askerler Bosna’daki BM Barış Gücü Komutanı Fransız generalden aldıkları emirle bir gece yarısı kenti boşaltmış ve bulundukları kampı içindeki 25.000 mülteci ile birlikte Sırplara teslim etmişlerdir. Hollandalı komutan tarafından Sırplara satılan (bu olay video kasetle kanıtlanmıştır) kent bir hafta süren katliamla Sırplara yenik düşmüştür.              

Ratko Mladiç, Srebrenitsa kırsalında 1000 kişiyi esir alan grup, Ratko Mladiç’in emriyle esirleri öldürmeye başlamıştır. Daha sonra kimlik tespiti yapılmaması için cesetler askerler tarafından parçalanarak Kremetorium’da yakılmış ve toplu mezarlara gömülmüşlerdir. Yaklaşık 5 gün süren bu katliama Avrupa devletleri sanki gizliden gizliye destek verirmiş gibi sessiz kalmışlardır. II. Dünya Savaşından sonraki en büyük insanlık kıyımı yaşanan Srebrenitsa, Sırp katillere boyun eğmiştir. Katliam’dan 13 yıl sonra Sırbistan’ın Sermiyan köyünde yakalanan Sırp komutan Ratko Mladiç, Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından müebbet hapse çarptırılmış; fakat infaz için 16 yıldır aranan Ratko Mladiç’in, Sırbistan hukukunun içinde yapılması gereken bazı düzenlemelerden sonra Lahey’e sevk edileceği bildirilmiştir. Bütün dünyanın kayıtsız kaldığı (başta Türkiye…) bu vahşetin izleri halen silinememekte ve yeni toplu mezarlar bulunmaya devam edilmektedir.

1995 Temmuzu’nun sonlarına doğru yapılan katliamda, kenti Sırp askerlere teslim eden Hollanda askerlerinin çoğu daha sonra ülkelerine döndüklerinde psikolojik tedavi görmek zorunda kalmıştır. Hollanda hükumeti hiçbir sorumluluk kabul etmezken, kenti bırakarak Sırpların katliamına göz yuman 600 hafif silahlı Hollanda askerinin büyük bir bölümü pişmanlıklarını her fırsatta dile getirmişlerdir. Srebrenitsa kentinde yaşadıkları anları kitaplaştıran askerlerden biri olaydan dolayı yaşadığı pişmanlığı şu sözlerle ifade etmiştir “Ölmek istiyordum, masum insanları koruma sözü verdiğimiz halde bize sığınan insanları koruyamadığımız için kendimi affetmiyorum” İşte bu sözler, kentte uygulanan etnik kıyımın en büyük belgesidir. Srebrenitsa kentinde kurulan BM kampında tercümanlık yapan Hasan Nuhanoviç anılarında şunları paylaşmıştır; “Hollandalı askerlerin bulunduğu kampa gelerek, kampa sığınan insanların teslim edilmesini isteyen Sırp komutan, aksi takdirde kampın bombalanacağını açıklamıştır.” Hollanda askerlerinin kendi canlarını kurtarmak için insanları tek sıra halinde teslim ettiğini aktaran Hasan Nuhanoviç kamp etrafında boğazlanan insanların çığlıklarını ve yalvarmalarını unutamadığını söylemiştir. Ne acıdır ki kampa sığınan ve Sırp askerlerine teslim edilen insanların arasında Nuhanoviç’in 18 yaşındaki erkek kardeşi Muhammed, annesi ve babası da vardır. Yaşadığı o günleri gözyaşları içinde anlatan Hasan Nuhanoviç katliamcılardan birçoğunu teşhis etmesine rağmen cezalandırılmadıklarını, hatta annesinin katili olan kişinin devlet dairesinde memur olarak görev yapmaya devam ettiğini belirtmiştir. Halen Saraybosna’da yaşamaya devam eden Hasan Nuhanoviç, yaşadığı bu üzücü ve kan donduran anıları 2007 yılında yazdığı “ Birleşmiş Milletler Bayrağı Altında-Srebrenitsa Katliamı” adlı kitabında paylaşmıştır…  

Bu dönemi anlatan okuduğum kitaplardan birisi Leyla

Srebrenitsa Çiçeği örmek isteyenler için kısaca şöyle tarif edebilirim;

yeşil renk iplik ile 6 zincir çekerek orta halkası oluşturulur ve halkanın içine 22 tane ikide çıkılan trabzan (direk) yapılır.  
beyaz renk iplik ile yaprak kısımları oluşturmak için ortadaki yirmiiki direk üzerine bir boş bırakıp birine batılarak 2de çıkılan direkler örülür ve direklerin arasına 2şer zincir çekilir.. bu sıranın üzerine çıktığımızda her boşluğu beşer ikide çıkılan direk yapılır ve boşluklardan bir diğerine geçerken alltaki temel direklerimizin tam tepelerine bir sık iğne örülüp geçilir.. ikinci sırada temel direklerimiz alttaki temel direklere arkadan batılarak aralarına 3er zincir çekilerek ikinci temel sıra oluşturulur.. bu sıradaki kutuların içlerine de 6şar ikide çıkılmış direkler yapılır ve her kutudan diğerine geçerken temel direklerin üzerine birer sık iğne örülerek geçilir.. üçüncü sırada kutuların içine 7şer ikide çıkılan direk, dördüncü sırada ise 8şer ikide çıkılan direk örülür.. 

ortadaki yeşil renk islamiyeti ve yeniden doğuşu simgelerken 11 direk ve yapraklar 11 temmuzu beyaz renk ile saflığı ve masumiyeti temsil eder.. 

3 yorum:

Kitaplara Kaçanlar dedi ki...

Srebrenitsa, unutulamayan acılarıyla Avrupa'nın iki yüzlüğünü kazımıştır tarihe. Allah, böyle acılardan, ihanetlerden mazlum halkları korusun.

tülin dedi ki...

Belgeselinin çekiminde tercümanlık yapan kişi ile tanışmıştım. Aylarca kendine gelenediğini anlatmıştı bana.
Çok acı olaylar ve dünyanın umurunda değil.

Ebemkuşağı dedi ki...

Bir daha böyle olaylar yaşanmaz umarım. Tarihin kara lekeleri bunlar...