11 Mart 2016 Cuma

film: dizi: ingiliz klasiği: downton abbey;


altı sezon da elliiki bölümde izleyiciyi mest eden bir ingiliz dizisi.. ben dördüncü beşinci sezon yayınlanırken tavsiye ile başladım ve sanırım bir haftada bitirmiştim ve yeni sezonu bekliyordum..sınavlar ve başka diziler zamanımı almıştı ki ben son sezonun yayını bile kaçırdım hatta final yaptığından bile haberim olmadı ta ki seyhan'ın yazısını okuyunca hemen aradım buldum ve nihayetine erdirdim.. bitirmiş olmam beni mutlu etti ama bitmiş olmasına üzüldüm.. görsel bir şölen oldu bu dizi benim için.. 

tanıtım fotoğrafı için bile hangisini seçeceğimi bilemedim..
kıyafetler, asil davranışlar, hitaplar, törenler, çay saatleri, yemek sofraları ve o muhteşem sunumlar,
reveranslar, savaşın etkileri, modern yaşama geçiş.. kadın hakları..
sınıf farklılıkları, köy ve şehir yaşamı farkları..

ne çok şey izledik bu dizide: üç kızı olan lord crawley'in en yakın kuzeni ile soyadının devamı ve mirasın sahiplenilmesi için büyük kızını nişanlaması ve damadın Titanik kazasında meçhule 
gidişi ile başlıyor dizi.. downton malikanesinin sahipleri ve çalışanlarının günlük yaşamları 
ve yaşadıkları olaylar konu ediliyor bu bağlamda..

aşk, gurur, kıskançlık damga vuruyor bazı olaylara ve kişilere..
şoförken eve damat olan Tom en belirgin karekterlerden..
Büyük kız Mary'nin zoraki nişanlısına olan aşkı ve hazin sonu izleyenlerde büyük etki yaptı..

kadınların kıyafetleri dönemin değişimini de gösteriyor..



büyük anne tam dominant ama şefkatli yüreği gerektiğinde ortaya çıkarmasını biliyor
hele ki son sezona damgasını vurdu bu yönü ile..











çalışanların her biri ayrı özellikte ama hepside işlerine aşık..
meslekleri hizmetkarlık da olsa gereklerini biliyor ve yükselmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar..

kahya mr.carson ve uşaklar..



akşam yemeği sofrası kamera arkası :)



bu son fotoğrafı gerçek malikane fotoğrafı diye buldum sanırım doğru ingilizce bir yazıdan aldımı ama doğru olduğunu düşünüyorum tipleri de iyi benzetmişler dedim görür görmez..

o kadar çok kare o kadar çok anlatacak olay varki aslında kendimi tutmakta zorlanıyorum o yüzden sizde izleyin diyorum..

4 yorum:

ÖRGÜÇANTAM-Hatice yazıcı dedi ki...

sherlock holmes takip etmeye çalışıyorum bu aralar. klasik diziler de hoş oluyor . fırsat bulursam bakabilirim:9

Saadet Uslu dedi ki...

Ben duymamıştım bu diziyi bakayım bir ara. Kanallar kapanınca pek izlencek şey kalmadı bu aralar..

Nilgün Komar dedi ki...

haticem yeni bişeye bulaştırma beni zaten liste kabarık :))))

saadetim bak bak :)

nurtenbegendi.blogspot.com dedi ki...

Ben uzun zamanda 5. sezona geldim sanırım. İngilizcem yok, altyazılı izlemek de zor oluyor. Bir de bu geldiğim sezonda altyazılar konuşmalarla senkronize değildi, bıraktım. Sahne bitiyor, konuşmalar 2-3 dakika sonra yazılıyor. İngiliz aristokrasisi başka bir şey azizim :) İzlerken hep o dönemde o insanlardan biri gibi hissettim kendimi, hatta o dönemde oralarda yaşamak da istedim. Ama bir de alt katta çalışanlar var, hafazanallah payıma hizmetçilik düşerse! Yok yok, şimdiki durum iyidir. Kaldı ki dönemin asilzade kadınları bile erkeklerle eşit değillermiş. Araba kullanmalarından ata nasıl bineceklerine, babalarından kalan mirasa bile kocaları olmadan ulaşamamalarına, çalışan kadına zavallı gözüyle bakılmasına önceleri şaşırarak izledim. Sen söyleyince bir kere daha gidip baktım, sanırım düzeltmişler. İzne ayrılınca bir daha bakayım o zaman.