29 Mayıs 2012 Salı

iyiki vardın Karaoğlan!



Bugün 28 Mayıs 2012...
Merhum Karaoğlan'ın doğum günü...
Onu rahmetle ve özlemle anıyoruz. İşte yaşam hikayesi;

Türk siyasetinde Karaoğlan olarak tanınan Bülent Ecevit 28 Mayıs 1925’te İstanbul’da doğdu.
Bülent Ecevit, ressam Fatma Nazlı Ecevit ile doktor Mehmet Fahri Ecevit’in tek çocuğuydu.

1944 yılında Robert Koleji’ni bitirdi. 1944’te çalışma yaşamına girdikten sonra, işten ayırabildiği zamanlarda Ankara Üniversitesi’nde İngiliz dil ve edebiyatı, Londra Üniversitesi’nde ise Sanskrit, Bengalce, sanat tarihi bölümlerine devam etti. 1957’de de ABD’de Harvard Üniversitesi’nde sekiz ay incelemelerde bulundu.


GAZETECİLİK KÖKENLİ BİR SİYASETÇİ
1944’te Ankara’da Basın-Yayın Genel Müdürlüğü’ne İngilizce çevirmeni olarak girdi. Bir tiyatro oyununun sahnelenmesi sırasında başlayan Rahşan Aral’la olan aşkları, 1946’da evlilikle sonuçlandı. 1946-50 arasında Londra’da Türk Basın Ateşeliği’nde çalıştı. 1950-60 arasında ‘Ulus’ gazetesinde, ve ‘Ulus’un kapatıldığı yıllarda ‘Yeni Ulus’ ve ‘Halkçı’ gazetelerinde, yazar ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 1954 sonu ile 1955 başlarında ABD”de, Kuzey Carolina’da yayınlanan ‘Winston-Salem’ Journal’ gazetesinde konuk gazeteci olarak görev yaptı.

CHP’NİN GENÇ YILDIZIYDI
1965’de “Milliyet” gazetesinde günlük yazılar yazdı. 1950’lerde “Forum” dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı. 1972’de aylık “Özgür İnsan”, 1981’de haftalık “Arayış”, 1988’de aylık “Güvercin” dergilerini çıkarttı. 1957-1980 arasında, önce Ankara, sonra Zonguldak’tan Cumhuriyet Halk Partisi’nin Milletvekili oldu. 1960-61’de Kurucu Meclis üyeliği yaptı. 1961-65 yılları arasında Çalışma Bakanlığı yaptı. 1966’da, CHP Genel Sekreterliğine getirildi. 1971’de Partisinin askeri yönetimce oluşturulan hükümete katkıda bulunmasına karşı çıkarak bu görevinden ayrıldı.

MAVİ GÖMLEĞİYLE MEYDANLARDA
1972 Mayısında CHP Genel Başkanlığına seçildi. 1974 yılında kurulan CHP-MSP koalisyonunun başbakanı oldu. Bu dönemde Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleşti.

1977’de bir azınlık hükümeti kurdu fakat güvenoyu alamadı. 1978’de, Partisinin TBMM’de çoğunluğu bulunmamakla beraber, bazı bağımsız üyelerin ve küçük partilerin katkısıyla bir hükümet kurdu. Bu Başbakanlık dönemi 21 ay sürdü. 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinden sonra, askeri yönetime karşı çıkışları nedeniyle üç kez hapse mahkum oldu.

DSP YILLARI
Bülent Ecevit, yasaklı döneminde, eşi Rahşan Ecevit başkanlığında kurulan Demokratik Sol Partinin kuruluşuna katkıda bulundu. 1987’deki halkoylamasıyla, siyasal haklarına yeniden kavuşunca, DSP Genel Başkanlığına Bülent Ecevit seçildi. Kısa bir süre sonra yapılan genel seçimlerde Partisi iyi sonuç alamayınca bu görevden ayrıldı. Fakat 1989 başlarında, yerel yönetim seçimlerinin yaklaştığı bir sırada Genel Başkanlık boşalınca toplanan Olağanüstü Kurultay’da yeniden Genel Başkan seçildi. 1991 seçimlerinde de Zonguldak’tan milletvekili seçildi.

İKİNCİ BAHARINDA YENİDEN BAŞBAKANLIK KOLTUĞU
28 Şubat sürecinden sonra oluşan siyasal kaosta azınlık hükümeti kurma görevi verildi ve 70 milletvekili ile başbakan oldu. Bölücü PKK terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan da bu dönemde yakalandı. 18 Nisan 1999 yılında yapılan genel seçimlerde DSP birinci parti olarak, MHP ve ANAP ile ortak hükümet kurdu ve Ecevit bu hükümetin başbakanı oldu. Türkiye Ecevit’in başbakanlığı döneminde idam cezasını kaldırdı.

Ecevit bu dönemde sık sık sağlık sorunları yaşadı. DSP Genel Başkanlığı’nı Zeki Sezer’e bırakan Ecevit, partinin onursal başkanlığını yürütüyordu.

ŞAİR BAŞBAKAN
Şiir ve siyasi nitelikte kitapları yayımlanan Ecevit, T.S.Eliot, Ezra Pound ve Tagore gibi yazarların kitaplarını Türkçe’ye çevirdi.

Ecevit’in şiirleri Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Sovyetler Birliği, Romanya, Yugoslavya, Danimarka ve İsveç’te de yayınlandı. Ecevit’in ilk şiirleri Yücel, Varlık, Forum ve Gökbörü dergilerinde yayınlandı. İnanılması güç bir olayı; Tagore’un çevirisini ise tam 16 yaşındayken yapmıştı.

ECEVİT VE DARBELER
Bülent Ecevit, siyasi yaşamında inişler-çıkışlar gördü. Siyasi yenilgiler ve zaferlerin yanısıra üç kez de askeri darbeyle karşılaştı. 12 Eylül darbesinden sonra gözetim altına alındı, yargılandı. Eskiden çevresinde olan pek çok insan kendisini terketmişken, o tek başına demokrasi mücadelesi verdi.

ECEVİT VE İŞÇİLER
Bülent Ecevit işçi haklarına önem veren bir siyasetçi olarak öne çıktı. Sendikalar, grev ve toplu sözleşme konuları sürekli gündeminde oldu. İşçi haklarına ilgisi nedeniyle, Zonguldak’taki maden işçileri Ecevit’i kendi illerinden milletvekili olmaya davet etti. Ecevit bu davete uydu ve ilk kez Zonguldak’tan milletvekili seçildi. Grevin yasal bir hak olması da Ecevit’in çalışma bakanlığı döneminde gerçekleşti.

ECEVİT VE KIBRIS
1974 yılında Bülent Ecevit başbakanken, EOKA yanlısı Rumlar Kıbrıs’ta Makarios’a karşı darbe yaptı. Darbe nedeniyle Ada’da yaşayan Türkler’in güvenliği tehlikeye girdi. Ecevit’in başında olduğu CHP-MSP koalisyonu hükümeti, askeri müdahale kararı aldı. Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra Ecevit, “Kıbrıs fatihi” olarak anılmaya başladı.

ECEVİT VE KARAOĞLAN
Bülent Ecevit, kişisel popülaritesi en yüksek politikacılardan biriydi. Politikadaki ilk yıllarında çizdiği portreyle diğer siyasetçilerden farklıydı. Bu nedenle, CHP’lilik, “Ecevitçilik” haline geldi, 1970’li yıllarda “Ak günlere” sloganı yeri göğü inletti. Kıbrıs Barış Harekatı’yla zirveye çıkan Ecevit sempatisi, beraberinde ‘Karaoğlan’ lakabını da getirdi.

BÜLENT VE RAHŞAN ECEVİT
Robert Kolej’de öğrenciyken tesadüfen aynı piyeste oynadılar. Bülent Ecevit ile Rahşan Hanım bir piyeste tanışmış ve hayat arkadaşlıkları ömür boyu sürmüştü. Bu piyesle başlayan sıcaklık, Gümüşsuyu’ndan Dolmabahçe’ye giderken yapılan bir evlilik teklifiyle uzun süren bir beraberliğin başlangıcı oldu. Bülent Ecevit ve Rahşan Ecevit, şiir ve edebiyatla geçecek bir hayat umuyorlardı. Siyaset, onlara iniş ve çıkışlarla dolu bir hayat sundu. Ancak hiçbir şey birbirlerine duydukları sevgiyi etkilemedi.

ECEVİT VE TEVAZU
Siyasi kavgalar, suikast girişimleri, askeri darbeler yaşadı, gözaltına alındı. Acımasız eleştirilere hedef oldu. Ancak, bunların hiçbiri Ecevit’i mutevazı kişiliğinden ve nezaketinden vazgeçirmedi. Tevazusu ve nezaketi ilişkilerinde her zaman belirleyici oldu.

ECEVİT VE GAZETECİLİK
Bülent Ecevit, siyasete atılmadan önce ve siyaset dışı bırakıldığı dönemlerde gazetecilik yaptı. Gazeteci kimliğini çok benimsedi. Resmi biyografisinde, mesleği gazeteci olarak gösterildi. Siyasete zorunlu olarak veya kendi isteğiyle ara verdiği dönemlerde çeşitli gazetelerde köşe yazıları ve röportajları yayımlandı.

[kaynak]

[daha önceki yazım]

4 yorum:

yıldız dedi ki...

böyle biri tekrar gelirmiki dünyaya :( Mekanı cennet olsun

Nilgün Komar dedi ki...

sanırım gelmez yıldızım :(

Bilge tarhan dedi ki...

Bülent Ecevit'i hep arıyoruz, saygıyla anıyoruz. çok dürüst bir politikacıydı. Atatürk ve İnönü'den sonra gelen en dürüst liderdi. mekanı cennet olsun..

Nilgün Komar dedi ki...

aminnnn