19 Aralık 2011 Pazartesi

kırmızı araba;

Süleyman kara bıyıklı bir işçidir 
Ve bu kara bıyıklı Süleyman'ın hikayesidir 
İş bulduğu günlerde evine dik dönmekte 
Ve götürdüğü ekmeği yemektedir 
Karısı Neriman ve oğlu Cevahir'le birlikte 


Ne kadar zalim esse de rüzgar 
Ne kadar belini bükse de ekmek parası 
Aslan gibi bir adamdır işçi Süleyman 


Onun Cevahir’i vardır 
Cevahir altı yaşındadır 
Çünkü gözleri çakmak çakmaktır 
Çünkü Süleyman’a bir başka bakmaktadır 

Bir pazar sabahı 
Tutar babası Süleyman; Cevahir'in elinden 
Ve yanında kader yoldaşı karısı Neriman 
Çıkarlar gezmeye İstanbul’u inadına 
Bir yol düşünür Süleyman 
Ulan bu bahtı kapalı kentte 
Yürümek de parayla değildir elbette 
Üstelik Neriman’a hanidir istediği o naylon terlikle 
Canından özgü Cevahirine 
Bir gazozla bir simidi alabilecek kadar 
Para da vardır cepte 

Yürürler İstanbul şehrinin kalbine 
Önce Nerimanın naylon terliği alınır bir seyyardan 
Sonra da beğenirler simidin en hasosunu umutları Cevahir’e 

Anlatır işçi baba Süleyman 
İş ararken adım adım arşınladığı sokakları 
Bak Cevahir işte şu Yeni Cami 
Hem cami hem güvercinlerinin bakması nasılsa bedavadır 

Bak Cevahir şu dumanı tütenler vapur 
Şu çığlık çığlığa ağıt yakanlar martılardır 
Hem vapurun dumanı hem vapurun düdüğü de bedavadır 
Bak Cevahir şu uzakta görünen de köprüdür 
Geçmesi değilse de onun da bakması bedavadır 

O pazar günü 
Kara bıyıklı işçi Süleyman 
Karısı can yoldaşı Neriman 
Ve gözleri çakmak çakmak olan oğulları Cevahir 
Gezerler İstanbul şehrini böyle bedavadan 

Ve birden mumun alevi söner 
İstanbul’un yalanı biter 
Nasıl olur bilinmez takılır Cevahir’in gözü 
Bir oyuncakçı vitrininde 
Pırıl pırıl yanan kırmızı oyuncak arabaya 
Döner karabıyıklı dağ gibi babası Süleyman’a 
Bana şu kırmızı arabayı alsana baba 
Alsana be Süleyman 
Canına can parçana 
Bir oyuncak araba almayacaksan eğer 
Yuh olsun sana 
Nasıl olsa babası onu çok sevmektedir 
İşin belası küçük Cevahir bunu bal gibi bilmektedir 

Bir vitrindeki kırmızı arabaya bakar Süleyman 
Bir karısı Neriman’a 
Sonra takılır gözleri Cevahirin gözlerindeki umuda inadına 
Ulan alt tarafı bir oyuncak araba 
Dünya yansa yorganın yok içinde Süleyman 
Alem çökse üstüne hayıfın çok Süleyman 
Bakarsın cepteki son gazoz parasına 
Cevahir’in o kocaman umuduna 
Yakışır şu kırmızı araba 

Bırakır karısı Neriman’la Cevahir’i dışarda 
Girer iflah etmez bir umutla dükkana 
Sorar dağ gibi Süleyman 
Usta şu vitrindeki nazlı gelin 
Şu zalımın ışıltısı 
Şu bahtımın kara yıldızı 
Şu İstanbul ağrısı 
Şu Cevahir’in çakmak çakmak gözleri 
Şu kırmızı araba kaç para 
Bir Süleyman’a bakar adam bir arabaya 
Çok para der hemşerim yani çok para 
Süleyman cebinde bir gazoz parası 
Yıkılmış bir dağ artığı 
Bir tufan sonrası perişanlığı 
Döner kapıya çıkmak için dışarı 
Oğlu Cevahir 
Kırmızı arabayla getirecek 
Babasını beklemektedir 
Nasıl olsa babası ordan 
O kırmızı arabayla çıkacaktır 
Nasıl olsa 
Kara bıyıklı dağ gibi 
İşçi Süleyman babasıdır 
Yani Cevahir’in gözünde o 
Dünyanın en güçlü 
Dünyanın en zengin 
Dünyanın en büyük adamıdır 
Süleyman 

Ama Süleyman 
Eli boş çıkar dükkandan 
Sorar Cevahir hani baba 
Hani kırmızı araba 
Sorar hesabı bulutlar dağa 
Nasıl desin Süleyman 
Nasıl desin adam yüreği 
Ben onu sana alamadım 
Benim ona param yetmedi diye 
Başlar ağlamaya Cevahir 
Başlar bulutlar ağlamaya 
Yanar yerin yedi arzı 
Ve güvercinlerin kalbi başlar kanamaya 
Ulan istanbul yanar içine Süleyman’ın 
Sorar Cevahir 
Hani baba hani kırmızı araba 
Martıları gösterir Süleyman 
Bak ne güzel uçuyor 
Cevahir martılar havada 
Boş ver kırmızı arabayı 
Baksana martılara 
Bakmaz martılara Cevahir 
Bakar yangın gibi arabaya 
Ama bak der Süleyman 
Ne güzel uçuyor martılar havada 
Cevahir bir çocuktur küçük yüreğinde yer çoktur 
Takılır gözü martılara 
Gözünden sel olup akan kan rengi yaşlarını siler 
Evet der ne güzel uçuyor martılar havada 
Ve unutur gider Cevahir kırmızı arabayı 

Unutur gider dalar gözleri martılara 
Cevahir unutur unutmasına ya 
Kara bıyıklı dağ gibi işçi baba Süleyman 
Ömrü boyunca unutmaz o kırmızı arabayı 
Her gece döşeğine yattığında 
Uyumak için gözlerini kapadığında 
Demir lokma gibi 
Bir kırmızı araba takılıt durur kursağına 
Bütün ömrü boyunca 

İşte bu 
Kara bıyıklı Süleyman’ın hikayesidir 
Ve herkesin bir yerine 
Birgün bir Süleyman acısı değmiştir



[İbrahim Sadri]

6 yorum:

Banuca dedi ki...

Of be Nilgünüm, damardan girmişsin yaaa...
Yüreğine Süleyman acısı değen insan olmak acıdır, amaaaa... Süleymanın oğlu Cevahir olmak iyidir, Cevahirler kıymet bilir...
Zamanında Cevahir de olduk, Süleyman da, şimdi çok şükür :)

okuyan dedi ki...

Sen benim şiir perimsin:)
Paylaşmaya devam.
Öyle keyif alıyorum ki sayfanda.
Teşekkür ediyor ve sevgilerimi yolluyorum:)

turkuaz dedi ki...

Merhaba Nilgüncüm:))çok güzel bir şiirdir severek senelerdir dinledim İbrahim Sadri'den,şiir güzel okuyan da güzel okuduğu zaman süper keyifli oluyor:)))

ÖRGÜÇANTAM dedi ki...

Naptın gülüm yaaa.
çok güzeldi çok teşekkürler
banucuğumun yorumunada her kelimesine katılıyorum.

Hülya dedi ki...

Nilgüncüm süper bir şiir bu tşkler

Nilgün Komar dedi ki...

banu ablam; evet biraz damar olmuş ama şu dönemde özellikle gündemde bu konu gibi geliyor bana.. birçok cevahir varki sade kırmızı araba istese kabul, 650 TL lik çizme isteyen kızçelerimiz var liseli çağlarında.. asgari ücret kaç lira; 837 TL brüt!!!

okuyanım; canım benim bir işe yarıyorsam ne mutlu bana!!!

turkuazım; çok güzel yorumluyor ama değilmi.. sanki süleymanın yanında sizin yüreğiniz kırılıyor gibi..

örgüçantam; rica ederimmmmmm....

hülyacığım; rica ederimmmmm....